Bu hafta özel bölümü ile ekrana gelen kurtlar vadisi pusu 6 kasım perşembe günü kendi gününde kendi saatinde kendi kanalında (showtv) 45. bölümü ile izleyicilerle buluşacak.
Ekim 2008 içindeki 96 yayından en yeni 51 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
Ekim 2008 içindeki 96 yayından en yeni 51 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
31 Ekim 2008
kurtlar vadisi pusu yeni bolumu 6 kasım da show tv de
Bu hafta özel bölümü ile ekrana gelen kurtlar vadisi pusu 6 kasım perşembe günü kendi gününde kendi saatinde kendi kanalında (showtv) 45. bölümü ile izleyicilerle buluşacak.
kurtlar vadisi pusu 45. bölüm niye yayınlanmadı ne zaman yayınlanacak ?
30 Ekim 2008
Kaçış planını nihayet uygulamaya koyan Polat'ın muhteşem dönüşünü
muro ve ceto rafi operasyonu
Kurtlar Vadisi Pusu’nun nefesleri kesen 44. bölümünden unutulmaz fotoğraflar
polatın yeni koltuğu banzai
7’den 70’e hemen her yaş grubundan milyonlarca insanı ekrana bağlayan Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin dekorları için çok titiz bir çalışma yürütülüyor. Yakında Polat Alemdar'ı çok özel bir teknolojik koltukta göreceğiz.
Dizideki mekanların büro malzemelerini temin eden İstanbul ve Trakya Bölgesi Bürosit ve Kenzel Genel Distribütörü Tam Ofis, ürünlerin Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin önemli bir tedarikçisi durumunda.
Televizyon Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Ersin Evinç, dizinin müdavimleri için bazı tüyolar veriyor. Evinç’in anlattıklarına göre dizinin ilerleyen bölümlerinde önemli sahneler var ve çeşitli nedenlerle tahrip olacak olan mekanlar yeni tasarım mobilyalarla ve büro ekipmanları ile değiştirilecek.
İŞTE POLAT ALEMDAR’IN ÖZEL KOLTUĞU
Dizinin kahramanı Necati Şaşmaz’ın canlandırdığı Polat Alemdar için çok özel bir koltuk hazırlandı.. İnsanın kemik yapısına göre her tarafı oynayabilen bir koltuk bu. İsmi Banzai ve Japonca’da ’Çok Yaşa’ anlamına geliyor. Polat Alemdar’ın bir kaç bölüm sonra bu özel koltuğa oturacak.
POLAT ALEMDAR’A TEKNOLOJİ OFİSİ
Polat Alemdar, Banzai isimli koltuğu kendisi için oluşturulacak yeni teknoloji odasında kullanacak. Peki bu oda ne işe yarayacak? Dizinin müdavimleri bu sorunun yanıtı için biraz be
klemek zorunda.Dizinin yeni bölümlerinde dekorların biraz daha modernleştiği gözlenebilir, özellikle koltukların farklı tarzları izleyicinin dikkatinden kaçmayacak.
İSKENDER’İN KOLTUĞU MEŞHUR OLDU
Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin müdavimlerinin unutamadığı sahnelerden birisi de İskender Büyük’ün geçen sezon son 2 bölümde Polat Alemdar’ı mekanına getirttiği sahneydi. O sahnede İskender Büyük’ün oturduğu koltuk bir hayli meşhur olmuş. Tam Ofis’in ortaklarından Ersin Evinç, "O koltuğun ismi artık İskender Büyük koltuğu oldu ve bizi arayanlar o koltuktan almak istiyorlar" diyor.
Hüseyin Avni Danyal, yeni oyunu 'Letafet'te çöpçü olarak sahneye çıkacak

Kurtlar Vadisi Pusu'da mafya babası 'Yalçın Bulut'u canlandıran Hüseyin Avni Danyal, yeni oyunu 'Letafet'te çöpçü olarak sahneye çıkacak. Yarın akşam Muammer Karaca Tiyatrosu'nda perdelerini açacak oyunda Danyal, uzun saçları ile dikkat çekiyor.
Oyuncu Hüseyin Avni Danyal, Günaydın'dan İlker Gezici'nin röportajında rol aldığı Kuırtlar Vadisi dizisi ve yeni tiyatro oyunu için şu açıklamaları yaptı:
'Kurtlar Vadisi-Pusu 'da oynamak hayatınızı etkiledi mi?
Çok izlenen bir dizi ve gündelik hayatıma sınırlandırmalar getirdi. Eskisi gibi istediğim yerlere girip çıkamıyorum. Bu yüzden hayatı evimde ya da şirketimde yaşamayı tercih ediyorum.
* Dizinin Türkiye'deki gündemi yakalaması ve senaryonun yaşanan olaylarla paralellik göstermesi şaşırtıcı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de 'Kurtlar Vadisi' için konu çok. En büyük başarı senaristlerindir. Akşam haberleri izliyorsunuz, dizi yayınlanıyor. Sanki haberlerin belgeselini izlermiş hissine kapılıyorsunuz.
Hüseyin Avni Danyal, yarın akşam sergilenecek oyun ile ilgili ise şunları söyledi:
* Yarın perde diyoruz. Soner Olgun'un yazdığı 'Letafet' adlı oyunla Muammer Karaca Tiyatrosu'nda seyircinin karşısına çıkacağım. İzleyici orada farklı bir Hüseyin görecek. Sokakta çöp toplayan 'Derviş' adlı bir çöpçü olacağım.
* Bukalemun gibiyimdir. Bence oyunculuk budur. Her projede farklı role bürünmek oyuncunun kalitesini gösterir. Benim işim oynamak.
* 'Letafet'te benim dışımda Zeynep Gülmez, Mert Yavuzcan ve Galip Erdal da rol alıyor.
* 'Letafet' sevgi ve ilişkilerin günümüzde nasıl acımasızca yok edildiğinin tiraji komik hikayesini anlatıyor.
kurtlar vadisi bu akşam 30 ekim özel bölümü ile ekrana gelecek
29 Ekim 2008
CAN-ARSEN GÜRZAP ÇİFTİ SONUNDA RESMEN BOŞANMAK İÇİN BAŞVURUDA BULUNDU

Beş yıldır ayrı yaşayan 20 yıllık evli oyuncu çift Arsen-Can Gürzap, nihayet boşanıyor.
“Dört yıldır ayrıyız. Yoğundum; boşanmaya zaman bulamadım” diyen Can Gürzap, eşiyle boşanmak için anlaştı. Anlaşmalı olarak dava açıp fikren ve ruhen anlaşamadıklarını belirten çift, tazminat ve nafaka talep etmedi. Gürzap'ların ayrı yaşamalarına rağmen evliliklerini resmen bitirmemelerine ortak kurdukları spikerlik ve oyunculuk okulunun neden olduğu iddia edilmişti. İkilinin iş ortaklığının boşanma sonrası da devam edeceği öğrenildi. Davanın açılmasının, ünlü aktörün rol aldığı "Kurtlar Vadisi- Pusu" dizisinin çekimlerine ara verildiği zamana denk gelmesi ise dikkat çekti.
KURTLAR VADİSİ ATV'YE GİTMİYOR

Show TV'den ATV'ye geçeceği öne sürülen "Kurtlar Vadisi"nin hali hazırda öyle bir transferi söz konusu değil.
Milliyet gazetesi yazarı Sina Koloğlu Kurtlar Vadisi'nin Atv geçme söylentilerinin asılsız olduğunu yazdı; "Senarist Bahadır Özener ile konuştum. Show TV ile bu kriz dönemini en az zararla atlatabileceklerini konuştuklarını söyledi. Bahadır, ocak ayına kadar en azından gündemlerinde böyle bir durumun olmadığını da sözlerine ekledi."
muro ve çeto beyaz şovda
'En iyi' kötü adamların gerçek yüzü bu akşam Kanal D'de ekrana geliyor... Peki ne zaman ?Cuma gecelerinin kurtarıcısı, Beyazıt Öztürk’ün sevilen talk- show programı “Beyaz Show”da bu hafta da şenlik var. Bu Cuma Beyaz'a Emre Aydın ve Kurtlar Vadisi dizisinin Murosu Mustafa Üstündağ ile Şefik Onatoğlu ve Eray Türk konuk oluyor.
Türkiye’yi, MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde temsil edecek olan Emre Aydın birbirinden güzel şarkılarıyla Beyaz Show’u renklendirecek. Ekranda, Muro karakteri ile tanına Mustafa Üstündağ, yanından hiç ayırmadığı yol arkadaşları Çeto (Şefik Onatoğlu) ve Yıldırım da (Eray Türk) keyifli sohbetleriyle Beyaz Show’da olacaklar.
Programda, İnodnod, Canısı ve Pikniktubu bölümleri ile canlı yayın sürprizleri de yer alacak. Dinamik, seviyeli ve eğlenceli içeriğiyle Cuma gecelerini şenlendiren bu süper şovu sakın kaçırmayın!
28 Ekim 2008
kurtlar vadisi kanal mi degistiriyor
Show TV indirim istedi, Kurtlar atv yolunda... Ekonomik kriz, televizyon piyasasında da kendini hissettirmeye başladı. TV kanalları, ekrandaki milyon dolarlık diziler için yapım şirketleriyle birer birer masaya oturmaya başladı bile.
Bu pazarlık geçenlerde Kurtlar Vadisi’in yapımcısı Pana Film ve Show TV arasında da yaşandı. Show TV pek çok yapımından olduğu gibi kriz nedeniyle Kurtlar Vadisi ekibinden de bölüm başı indirim yapmasını istedi.
Pana Film yöneticileri ise indirim yapmayacaklarını kesin bir dille söylediler Show’a... Hürriyet gazetesinde yer alan iddialara göre yapımcı şirket, Show TV'den istediğini alamayınca rotayı rakip kanal atv'ye çevirmiş. Yine aynı iddialara göre dün bu görüşme yapıldı. Öyle gösteriyor ki Vadi, krizden çok fazla etkilenmeyecek sadece adres değiştirmiş olacak.
Muro-Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine” filminin afişi
Hangi filmin fragmanı daha iyi muro mu arog mu ?

Önümüzdeki haftadan itibaren iddialı Türk filmleri tek tek vizyona girmeye başlayacak, hepsinin fragmanları sinemalarda, internette dönmeye başladı zaten.
Fragmanlardan bir filmin iyi ya da kötü olduğunu söylemek mümkün değil ama en azından olay hakkında ipucu veriyor.
Öyleyse biz de bu ipucunu yakalayıp sonuca gidelim;
5 Aralık’ta vizyona girecek Muro-Arog rekabetinde Muro’nun maça 1-0 önde başladığını yazmıştım geçen ay.
Hem bloglardaki Muro fanları sayesinde hem de Kurtlar Vadisi’nin etkisiyle...
Ancak filmlerin fragmanları ortaya çıkınca durum 1-1 oldu.
MURO (5 Aralık): Kurtlar Vadisi Irak’tan sonra çok ucuza kotarılmış bir iş olduğu gözüküyor. Muro’nun devrimci testislerinin yanmasıyla, Çeto’nun Rus kızlarla aklının başından gitmesiyle 90 dakika nasıl geçecek acaba?
AROG (5 Aralık): Para, emek ve ciddi prodüksiyon kendini hemen belli ediyor. Dört teaser içinde en komiği Arif’in dinozorla burun buruna geldiği sahne. Diğer teaser’lar ise filmin komedi dozunda soru işareti yaratacak türden...
OSMANLI CUMHURİYETİ (21 Kasım): Camide Prada’larını kaybeden, sarayda segway’le dolaşan bir padişah, Antep St.Germain’le eşleşen bir Fenerbahçe... Eğlenceli bir film gibi duruyor ama ikinci bir Kahpe Bizans olması zor gözüküyor...
DESTERE (21 Kasım): Hele ki sinemada Testere 5’ten önce rastlarsanız tam absürd oluyor. Trakya şivesiyle testere zulmü bir araya gelirse ne olur üzerine bir komedi. Geçen yıl Kutsal Damacana’nın yaptığı sürprizi yapabilir.
ISSIZ ADAM (7 Kasım): Çağan Irmak’ın dokunaklı aşk hikayesini iyi yansıtan bir teaser olmuş. İlk olarak Çağan’ın laptopunda izledim bu fragmanı, sinemada ince işçilikli halini gördüm daha iyiydi. Yılın aşk filmi mi geliyor yoksa...
Dizi izleyiciye yeni bir şifre verdi: Erdoğan Operasyonu
Dizi izleyiciye yeni bir şifre verdi: "Erdoğan Operasyonu". Gelin hep birlikte bu şifreyi çözelim.Kurtlar Vadisi'ni işte bu yüzden seviyoruz! Bakın karşımızda yeni bir şifre daha… Türkiye'nin, stratejik yol haritasına dair "vizyon çizen" neredeyse tek "think-tank merkezi" işlevi görüyor bu dizi. Stratejik araştırma merkezleri ne iş yapar sizce? Senaryo yazar. 10, 20 ve hatta 30 yıl sonrasını görür, "projeksiyon" yapar. Türkiye'de de think-tank'lerin yerine bu işleri Kurtlar Vadisi yapar oldu!
En son izlediğimiz 44. bölümde önümüze konan mesajı izlediniz. Şifrenin adı, "Erdoğan Operasyonu." İskender Büyük'ün elinden düşürmediği bu kitaba salt bir "kitap reklamı" olarak bakanlar, Kurtlar Vadisi'ndeki en önemli "anahtar kelime"yi ya da "password"u ıskalamış demektir. Yani peşinen söyleyelim.
Nedir peki bu "Erdoğan Operasyonu" kitabının esbab-ı mucibesi? Şifreler şifreleri doğuruyor, gelin hep birlikte bunun perde arkasına bir göz atalım. "Erdoğan Operasyonu" kitabı birkaç ay evvel piyasaya çıktı. Kim bastı? Timaş Yayınları. Hem "muhafazakar" hem de "demokrat" bir yayınevi. Tıpkı AKP'nin kendini tanımladığı "muhafazakar demokrat" kimlik gibi... Kitabı kim yazdı? İki isim. İkisi de çok önemli isim. Biri eski MİT mensubu Mahir Kaynak. Diğeri Kurtlar Vadisi yapımcılarıyla aynı dergahtan feyz alan, "ağabey" Ömer Lütfi Mete. Kitapta ne anlatılıyor? Aslında Kurtlar Vadisi'nin yapmaya çalıştığı şeyin ta kendisi anlatılıyor… "Misyon" aynı. Ortada bir senaryo var. Artık küresel dünyada psikolojik savaş diye bir kavram varsa savaşın
silahları da senaryolar oldu. İşte Ömer Lütfi Mete ile Mahir Kaynak da bir senaryo üzerinden bu kitabı yazdılar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yapılacak bir darbe girişiminden söz ediyor kitap.
Gelin önce bu kitaptaki senaryolara biraz daha yakından bakalım. Kurtlar Vadisi ekibinin çok önemsediği Ömer Lütfi Mete'nin Mahir Kaynak'la ortak yazdığı kitapta, "Türkiye'ye, özellikle dış politika alanında yön tayin etme amaçlı bir operasyon uygulandığı" tezinin üzerinden olası ihtimaller sıralanıyor Bunlardan en dikkat çekeni, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin tasfiyesi" iddiası. İşte kitaptaki senaryolardan birkaçı:
- Bugün iki düşman gibi görünen ABD ve Rusya perde arkasında yeni bir denge politikası kurmak için anlaştılar. Türkiye'nin bu yeni düzende hangi safta yer alacağını konuşmamız lazım. Çünkü bu yeni süreç,Türkiye'de büyük dönüşümlere sebep olacak.
- Yeni süreçte Erdoğan ve ekibi tasfiye edilecek fakat yine bu partideki bir grup isim iktidara gelecektir. Yeni lider orduyla kavga etmeyen, eşinin başı açık ama başörtüsünü serbest bırakacak, Kürt değil ama Kürtlerle çatışmayan biri olacak…
- Gül ve Erdoğan arasındaki ayrılık, Türkiye'nin stratejik müttefikinin hangi güç olacağı konusundaki görüş farklılığından kaynaklanıyor. Meselâ Gül, İngiltere ile ittifak kurmak isterken, Erdoğan ABD'yi tercih ediyor olabilir. İngiltere Kraliçesi'nin ziyaretini böyle değerlendirmek gerekir.
- Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle, aslında başbakan olmasının önüne geçmek istediler. Şimdi süreç tersinden işliyor. Bu kez iktidara, Gül'ün uyguladığı politikaları takip edecek bir isim geçebilir…
Yeni sezonla birlikte Kurtlar Vadisi, Türkiye'de yaşanan "yapısal dönüşümü" işliyor. Artık dizinin odağında bu değişimin yarattığı çatışma ve yansımaları var. Devlete yön vermeye çalışan uluslararası ve özellikle de ABD-İsrail bağlantılı derin bir yapı ile bunu yok etmeye "adanmış" başka bir derin yapının savaşı…
Perşembe günü izlediğimiz bölümde bu çatışmayı daha bir net izledik. İskender Büyük tahmin etmediği bir engelle karşılaştı. Hem de hiç beklemediği bir yerden yedi darbeyi. Artık Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki tayin ve terfi mekanizmasına etki edemeyecek olduğu gerçeğiyle karşılaştı. Onun lideri olduğu yapı "veto yedi". Paşa tarafını belli etti. Asker tasfiye mekanizmasını işletti. Paşa suikasttan de kurtuldu. Sanki biz bu sahneleri görmüştük değil mi?
Çember herkes için daralıyor. Polat Alemdar belli ki kurtuluyor. İskender Büyük Polat'ın adamlarının elinden kaçtı. Şimdi İskender Büyük, "Erdoğan Operasyonu" kitabını okuyor. Bu kitap olası bir darbeyi anlatıyor. Askeri darbe değil tabi anlatılan. Bir tasfiye süreci.
Başbakan Erdoğan küresel birtakım güçlerin hedefinde kitaba göre. Peki Kurtlar Vadisi bu operasyonun neresinde? En önemlisi Kurtlar Vadisi'nde devlet ortada yok! Hiç de olmadı. Devlet Polat Alemdar'ın ta kendisi çünkü! Şifre çözücü izleyici işte bu yüzden ısrarla Polat Alemdar'ın nerde durduğuna odaklandı.
Türkiye'nin "de facto" gerçekliği düşünülürse, Kurtlar Vadisi bir "oyunbozan" rolüne mi soyundu? Birilerinin oyunu bozulacak? Kurtlar Vadisi yeni bir "darbeyi" önleyecek anlaşılan. Bize de, "Umarız demokrasi kazanır" demekten gayri bir söz söylemek düşmüyor bu durumda
Kayseri'de 'Hacı Murat'a yoğun ilgi

Kurtlar Vadisi Pusu'da ''Muro''nun kullandığı Murat 124 otomobillere Kayseri'de yeniden ilgi başladı. Fiyatları kaç bin YTL'den kaça çıktı dersiniz...
Kayseri Şoförler ve Otomobilciler Odası 2. Başkanı Mehmet Özkılıç, bir TV dizisinde Mustafa Üstündağ'ın canlandırdığı ''Muro'' karakteri tarafından kullanılmaya başlanan Murat 124 otomobiller vatandaşların yeniden yoğun ilgi göstermeye başladığını bildirdi.
Özkılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tofaş tarafından üretilen ve halk arasında 'Hacı Murat' diye anılan Murat 124 marka otomobillerin geçmişte gördüğü büyük ilginin, son dönemlerde tekrar görmeye başladığını söyledi.
Özkılıç, ''Bir zamanlar Türk sinema filmlerinin vazgeçilmezleri haline geldikten sonra, önce Cem Yılmaz ile bir reklamda, daha sonra da bir TV dizisinde Mustafa Üstündağ'nın canlandırdığı 'Muro' karakteri tarafından kullanılmaya başlanan Murat 124 marka otomobile vatandaşlar yeniden yoğun ilgi göstermeye başladı'' dedi.
-ÜRETİMİNE 1971 YILINDA BAŞLANDI-
Murat 124 marka otomobillerin 1971 yılında üretimine başlandığını ifade eden Özkılıç, şunları söyledi:
''Bu otomobilin motor gücü bin 200 cc'dir ve 900 kilogram ağırlığındadır. En çok, 1971, 1972, 1975 ve 1976 yıllarında üretilen modelleri tutulan bu otomobillere vatandaşlarımız (Hacı Murat) adını vermiştir. Bu otomobillerin 1973 ve 1974 yılında üretilen modelleri tutulmadı. Çünkü bu yıllarda üretilen otomobillerin diferansiyelinden ses geliyordu.''
1971 ve 1972 yılında üretilen bu otomobillerin tampon ve kapı kollarının krom nikel olduğunu, 1972 yılından sonra üretilenlerinde ise bu aksamların plastikten yapıldığını anımsatan Özçelik, ''Murat 124 otomobiller, yakıt tasarrufu sağladığı ve parçalarının çok ucuz olması nedeniyle uzun yıllar Türkiye'de büyük ilgi gördü. Orta sınıfın otomobili olarak beğeni kazanan bu otomobilin tamiri ucuz olduğu için hala kullanılıyor'' diye konuştu.
-BİN 250 İLE 7 BİN YTL ARASINDA SATILIYOR-
Murat 124 marka otomobillerin 3 sınıfa ayrıldığını ve satıcıların buna göre otomobillerine fiyat verdiğini ifade eden Özkılıç, sözlerini şöyle tamamladı:
''Birinci sınıf yani en bakımlı ve parçaları tamamen orijinal olan Murat 124 otomobil, 4 bin YTL ila 7 bin YTL arasında, ikinci sınıf yani biraz bakımlı ve parçalarının bir kısmı değişmiş olan otomobil 2 bin 500 YTL ile 3 bin 500 YTL arasında, üçüncü sınıf yani tamamen bakımsız ve tüm parçaları değişmiş olan otomobil ise bin 250 YTL ile bin 750 YTL arasında değişen fiyatlarla satışa sunuluyor.''
Bıçak tutan eller...
İnternet sayesinde Bolu'da yaşayanlar kadar şehrimizi takip edebiliyoruz. Şehrin yerel gazeteleri 3 bin km uzakta yaşasak da bir tık uzaklığında. "Bolu'da yerel basın."linki sayesinde Bolu yerel gazetelerine ulaşmak bir kaç saniyelik iş.Bolu Olay Gazetesi'nin Perşembe günkü haber başlıklarından biri, "Teksas'ı geçtik.". Haberin detaylarında öğreniyoruz ki, 17 yaşındaki U.S adlı Bolulu gencimiz 15 arkadaşını yanına alıp şehirde haraç toplamaya başlamış. Maşallah!...
Mimar İzzet Baysal Endüstri Meslek Lisesi 2. sınıf öğrencisi U.S, 6 Ekim'deki bir olayda okulunu bıçakla basmış. Öğretmeni ve sınıf arkadaşlarını bir saat boyunca rehin tutmuş.
Haberi okudukça, "Bolu nereye gidiyor?"deyip endişeye kapılıyorsunuz.
Bıçakla okulunu basın öğrencinin durumundan çıkarılacak dersler var.
Bunlardan birincisi 6 Ekim'de okul basan öğrencinin aradan geçen süre içinde etki alanını daha da genişletip, artık 15 kişiyle şiddet rüzgarları estirmeye başlaması. Bolu'da hiç bir ses, "Oğlum.. Elin kalem, elin kitap tutması gereken yaşta, bu bıçakla işin ne?"diyememiş.
17 yaş kanın kaynadığı bir dönemdir. Bolu'da gençlere yönelik sivil toplum örgütleri bulunsa U.S elinde bıçakla dolaşmazdı. Almanya'da olduğu gibi Gençlik Bilgilendirme Merkezleri (Jugend İnformation Zentrum) olsa elinde bıçakla dolaşmanın aslında utanılacak bir çaresizlik olduğunu bilirdi.
Tam bu noktada aynaya bir de kendimize tutalım.
Bolu'daki okullarımızda gençlerimize sevgiyle yaklaşabiliyor muyuz?
Gençlerimizin omuzuna elimizi koyup, "Sen bizim için önemlisin."diyebiliyor muyuz? Aile içinde ne tür problemler yaşadığını soruyor muyuz?
Bolu'da kaç tane öğretmen problemli bir öğrencisi ile okul dışında sohbet ediyor. Bir çay kahve içiyor. Öğrencisinin dertlerini dinliyor?...
Bolu Belediyesi, Bolu Valiliği ve şehre yön veren diğer özel ve resmi kurumlar örnek gençleri ne derece destekliyor?..
Son on yılda kaç tane Bolulu genç düzgün bir yaşam sürdüğü için ödüllendirildi?...Aile ve çevresine yararlı olan kaç gencimizin örnek yaşamı yerel basına konu oldu?..
"Kurtlar Vadisi" gibi bir dizinin reyting rekorları kırdığı Bolumuzda gençlerin şiddete yönelmesinden bizler de sorumluyuz.
Şiddetin her hali çirkindir...
Şiddet kabadır...
17 yaşındaki U.S ve benzerlerini kazanmak için Bolu'da birşeyler yapmalıyız.
Anne babalar...!
Bebekken öpmeye kıyamadığınız evlatlarınız eli bıçakla dolaşır hale geldi.
Her an yüzlerinde bir bıçak yarası izi kalabilir.
Ve bu bizlere utanç olarak yeter..!
Seyfi Alp
TVgenel müdürleri yapımcılardan yüzde 30'lara varan indirim talep ettiler.

Küresel kriz yavaş yavaş ağırlığını Türkiye'de de hissettirmeye başladı.Dizi oyuncularınıda vurmaya başladı.
TVgenel müdürleri yapımcılardan yüzde 30'lara varan indirim talep ettiler.
Yapımcılarda bu indirimleri prodüksiyona ve oyuncularına yansıttı.
Bu durumu bazı oyuncular kabul etmedi.
Bunların başını Arka Sokaklar'ın "Rıza Babası" Zafer Ergin çekiyor.
Zafer Ergin, yapımcısı Türker İnanoğlu'na "Ağabey bize zam yapacağınıza indirim teklifinde bulunuyorsunuz. Ben bu şartlarda, bu fiyata çalışamam" dedi.
Ve şimdilik Zafer Ergin ile Türker İnanoğlu'nun arası açıldı. Zafer Ergin setlerde ve dost çevrelerinde artık diziden ayrılacağını söylüyor.
Şimdi diyeceksiniz ki "bunun Kurtlar Vadisi ile ne ilgisi var?"
Mesele şu:
Zafer Ergin, Kurtlar Vadisi'nde Baron rolünü oynarken Pana Film'den oldukça yüksek zam talebinde bulunmuş, yapımcılar veremeyeceklerini söyleyince yollar ayrılmıştı.
Zafer Ergin, Pana Filmin ücretine zam yapmadığı için ayrıldığı Kurtlar Vadisi hakkında medyada söylemedik söz bırakmamıştı. Üç yıl boyunca görev yaptığı Kurtlar Vadisi için hep övücü konuşan Zafer Ergin ayrılınca yapımcılara ve diziye düşman kesilmişti.
Şimdi benzer durumun Arka Sokaklar için yaşanıp yaşanmayacağını hep birlikte göreceğiz.
İllegal İşlevlerin Degişmez Örnegi Kurtlar Vadisi
Mükemmel bir zamanlamayla geldi "altın vuruş". Tam da krizin etkileri can yakmaya başlamış, Türkiye'nin doğusunda şiddet tırmanmışken Makine Kimya Endüstrisi Kurumu'nun (MKE) kampanyası yüreklere su serpti. Kriz ortamından etkilenmemek ve eldeki stokların tüketilmesi için taksitle silah satışına başlandı.
Bilmeyenler için hatırlatalım; artık silah satın almak isteyenlere MKE 10 taksit imkânı sunuyor. Kampanya ile isteyen 545 YTL değerinde bir Fatih-13'e, isteyen 1800 YTL değerinde altın kaplama 9 mm bir Kırıkkale'ye sahip olabiliyor.
Son günlerde gündeme gelen bu kampanya MKE açısından ilk değil. Kurum ilk kez 2006 yılında kredi kartına taksitli silah satışı yapılacağını açıklamış gelen tepkiler üzerine bir açıklama yapmak zorunda kalmıştı. MKE'nin bir defaya mahsus böyle bir kampanya yapacağı söylenen açıklamada şu ifadelere yer veriliyordu: "Bu şekilde satışlar ile hem vatandaşın ihtiyaçları yasal olarak karşılanmakta hem de kaçakçılık ve illegal kullanımın önüne geçildiği değerlendirilmektedir. Atatürk'ün emir ve direktifleriyle kurulmuş olan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu yurt savunmasında hizmet etmenin gurur ve onuru ile faaliyetlerini sürdürmektedir."
Yurt savunmasına katkı
Tekrar eden kampanyalar 2006 yılındaki bu açıklamayı zaten anlamsız hale getirse de kurumun bireysel silahlanmayı teşvik eden tavrını "yurt savunmasına katkı" olarak tanımlaması oldukça tehlikeli bir bakış açısını ortaya koyuyor.
Kendi hukukunu yaratma pratiğinin hayli gelişmiş olduğu bu topraklarda, bireysel silahlanmaya teşvik için "yurt savunmasına katkı"dan daha etkili bir "silah" bulmak pek mümkün görünmüyor. Ayrıca hatırlamakta fayda var: Kurtlar Vadisi'nin vatansever karakteri öldüğü için bir halı saha maçında saygı duruşunun yapıldığı bir ülkede gerçekleştiriliyor bu kampanya. Dahası aynı saygı duruşuna icabet etmediği için dayak yiyenlerin bulunduğu ve her zaferin, mutluluğun silahla kutlandığı, hüzün ve sevincin şiddet ile kardeş olduğu bir ülkede...
MKE'nin daha fazla silah satışıyla, kaçak silah satışının engellenmesi tezi de oldukça tartışmalı. Silah satışını artırıp, kaçak satışı durdurabilmiş bir ülke henüz istatistiklere giremedi.
Taksitli silah satışının büyütülmemesi gereken bir durum olduğunu düşünenler, Türkiye'de silah satışının yasal çerçevede ve ruhsata bağlı olarak gerçekleştiği için sorun yaratmayacağını iddia ediyor. Ancak asıl sorun bu değil. Bireysel silahlanmadaki yükselişin, şiddet ve cinayetleri artırmaması mümkün değil. Silahın legal ya da kaçak olması bu bakımdan pek bir anlam içermiyor. İkisi de aynı sonuca hizmet ediyor. Zaten MKE'nin açıklamasından yola çıkarsak, "Legal silah öldürmez" gibi bir yargıya ulaşmamız da mümkün. Oysa, Türkiye'deki durum bunun tam tersini kanıtlıyor.
5'te bir cinayet oranı
Umut Vakfı, Türkiye'de bireysel silahlanmaya karşı en önemli karşı duruşu sergileyen sivil toplum kuruluşlarından biri. Vakfın yaptığı çalışmalar, bireysel silahlanma ile paralel olarak silahla yaralama ve cinayet sayılarındaki artışı da ortaya koyuyor. Türkiye'de her yıl ortalama 3 bin kişi ateşli silahlar sebebiyle hayatını kaybediyor. Başka bir deyişle her yıl satılan silah sayısının 5'te biri kadar silahla cinayet işleniyor.
Türkiye'de ruhsatlı ve ruhsatsız toplam 9 milyon silahın bulunduğu tahmin ediliyor. 2008'in ilk üç ayında bir yıl öncesine oranla silah kulanımında yüzde 57'lik bir artış var. Belki de MKE yetkililerini memnun edecek bir gelişme, 2008 yılında silahla yaralama ve cinayet sayısında ruhsatlı silah kullanımında artış gözlenmekte. Ve trafikte seyreden yaklaşık 500 bin araçta silah bulunuyor. Bu rakamlar, Türkiye'nin sevinçte ve hüzünde benzer "galeyan" geleneği düşünüldüğünde daha anlamlı hale geliyor.
Bazı şeyler çok çabuk unutuluyor. 10 yaşındaki İzel Edebali, 11 yaşındaki Murat Can Ercik ve 11 yaşındaki Hüday Gündoğdu da kısa süre içinde unutulanlardan... Bu üç çocuğun ortak bir özelliği var: Çok değil, bundan üç ay önce sonuçlanan Avrupa Şampiyonası'nın sevincini yüzlerinde hissettiler. Türkiye'nin farklı yerlerinde üçü de maç kutlamaları sırasında kafalarından vuruldu. Belki aynı kutlamalarda ölenler kadar şanssız değiller ama hepsi bu "zaferin" izini ömürleri boyunca taşıyacak. Ve unutmamak gerekiyor; bu, sadece bir kutlamaydı. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik açıdan çalkantılara gebe olduğu bu günlerde MKE kampanyasındaki zamanlama, "Gel vatandaş, bir an önce önlemini al" çağrısı olarak da kabul edilebilir.
Tiyatroda "Çehov'un silahı" diye bir kavram vardır. Bir Çehov oyununda sahnede bir silah varsa, mutlaka bir zaman, bir yerde kullanılacaktır. Gerçek hayatta da aynı şeyin geçerli olduğunu düşünüyorum. Eğer bir silah varsa o ya da bu şekilde kullanılır. Umut Vakfı'nın çağrısına kulak vermekte fayda var, bir devlet kuruluşu olarak MKE, sivillere silah satışını durdurmalı. Ve aynı şekilde sivillere silah satarak yurt savunmasına katkıda bulunduğu söylemine de son vermeli.
Nisan ayında Akdeniz Üniversitesi'ni silahla basarak olay çıkaranların cuma günü yapılan duruşmasında da MKE'nin iddialarına benzer sözler duyuldu. Kampusta öğrencilere silah doğrulttuğu görüntülerle hafızalara kazınan Ömer Ulusoy'un avukatı şöyle diyordu: "Ömer, olaylar daha da kötüye gidebilecek noktadayken ileriye götürülmemesine yol açmıştır. Güvenlik görevlilerinin yapmadığını, Ömer yetki gaspı yaparak, bu fiile neden olmuştur."
Ne mutlu ki taksitli satışlarla Ömer gibi düşünenlerin işi kolaylaşıyor. Artık bütçelerini fazla zorlamadan daha fazla insanın, toplum güvenliği için hizmet edeceğini bilmek yüreklere su serpiyor.
Referans
Bilmeyenler için hatırlatalım; artık silah satın almak isteyenlere MKE 10 taksit imkânı sunuyor. Kampanya ile isteyen 545 YTL değerinde bir Fatih-13'e, isteyen 1800 YTL değerinde altın kaplama 9 mm bir Kırıkkale'ye sahip olabiliyor.
Son günlerde gündeme gelen bu kampanya MKE açısından ilk değil. Kurum ilk kez 2006 yılında kredi kartına taksitli silah satışı yapılacağını açıklamış gelen tepkiler üzerine bir açıklama yapmak zorunda kalmıştı. MKE'nin bir defaya mahsus böyle bir kampanya yapacağı söylenen açıklamada şu ifadelere yer veriliyordu: "Bu şekilde satışlar ile hem vatandaşın ihtiyaçları yasal olarak karşılanmakta hem de kaçakçılık ve illegal kullanımın önüne geçildiği değerlendirilmektedir. Atatürk'ün emir ve direktifleriyle kurulmuş olan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu yurt savunmasında hizmet etmenin gurur ve onuru ile faaliyetlerini sürdürmektedir."
Yurt savunmasına katkı
Tekrar eden kampanyalar 2006 yılındaki bu açıklamayı zaten anlamsız hale getirse de kurumun bireysel silahlanmayı teşvik eden tavrını "yurt savunmasına katkı" olarak tanımlaması oldukça tehlikeli bir bakış açısını ortaya koyuyor.
Kendi hukukunu yaratma pratiğinin hayli gelişmiş olduğu bu topraklarda, bireysel silahlanmaya teşvik için "yurt savunmasına katkı"dan daha etkili bir "silah" bulmak pek mümkün görünmüyor. Ayrıca hatırlamakta fayda var: Kurtlar Vadisi'nin vatansever karakteri öldüğü için bir halı saha maçında saygı duruşunun yapıldığı bir ülkede gerçekleştiriliyor bu kampanya. Dahası aynı saygı duruşuna icabet etmediği için dayak yiyenlerin bulunduğu ve her zaferin, mutluluğun silahla kutlandığı, hüzün ve sevincin şiddet ile kardeş olduğu bir ülkede...
MKE'nin daha fazla silah satışıyla, kaçak silah satışının engellenmesi tezi de oldukça tartışmalı. Silah satışını artırıp, kaçak satışı durdurabilmiş bir ülke henüz istatistiklere giremedi.
Taksitli silah satışının büyütülmemesi gereken bir durum olduğunu düşünenler, Türkiye'de silah satışının yasal çerçevede ve ruhsata bağlı olarak gerçekleştiği için sorun yaratmayacağını iddia ediyor. Ancak asıl sorun bu değil. Bireysel silahlanmadaki yükselişin, şiddet ve cinayetleri artırmaması mümkün değil. Silahın legal ya da kaçak olması bu bakımdan pek bir anlam içermiyor. İkisi de aynı sonuca hizmet ediyor. Zaten MKE'nin açıklamasından yola çıkarsak, "Legal silah öldürmez" gibi bir yargıya ulaşmamız da mümkün. Oysa, Türkiye'deki durum bunun tam tersini kanıtlıyor.
5'te bir cinayet oranı
Umut Vakfı, Türkiye'de bireysel silahlanmaya karşı en önemli karşı duruşu sergileyen sivil toplum kuruluşlarından biri. Vakfın yaptığı çalışmalar, bireysel silahlanma ile paralel olarak silahla yaralama ve cinayet sayılarındaki artışı da ortaya koyuyor. Türkiye'de her yıl ortalama 3 bin kişi ateşli silahlar sebebiyle hayatını kaybediyor. Başka bir deyişle her yıl satılan silah sayısının 5'te biri kadar silahla cinayet işleniyor.
Türkiye'de ruhsatlı ve ruhsatsız toplam 9 milyon silahın bulunduğu tahmin ediliyor. 2008'in ilk üç ayında bir yıl öncesine oranla silah kulanımında yüzde 57'lik bir artış var. Belki de MKE yetkililerini memnun edecek bir gelişme, 2008 yılında silahla yaralama ve cinayet sayısında ruhsatlı silah kullanımında artış gözlenmekte. Ve trafikte seyreden yaklaşık 500 bin araçta silah bulunuyor. Bu rakamlar, Türkiye'nin sevinçte ve hüzünde benzer "galeyan" geleneği düşünüldüğünde daha anlamlı hale geliyor.
Bazı şeyler çok çabuk unutuluyor. 10 yaşındaki İzel Edebali, 11 yaşındaki Murat Can Ercik ve 11 yaşındaki Hüday Gündoğdu da kısa süre içinde unutulanlardan... Bu üç çocuğun ortak bir özelliği var: Çok değil, bundan üç ay önce sonuçlanan Avrupa Şampiyonası'nın sevincini yüzlerinde hissettiler. Türkiye'nin farklı yerlerinde üçü de maç kutlamaları sırasında kafalarından vuruldu. Belki aynı kutlamalarda ölenler kadar şanssız değiller ama hepsi bu "zaferin" izini ömürleri boyunca taşıyacak. Ve unutmamak gerekiyor; bu, sadece bir kutlamaydı. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik açıdan çalkantılara gebe olduğu bu günlerde MKE kampanyasındaki zamanlama, "Gel vatandaş, bir an önce önlemini al" çağrısı olarak da kabul edilebilir.
Tiyatroda "Çehov'un silahı" diye bir kavram vardır. Bir Çehov oyununda sahnede bir silah varsa, mutlaka bir zaman, bir yerde kullanılacaktır. Gerçek hayatta da aynı şeyin geçerli olduğunu düşünüyorum. Eğer bir silah varsa o ya da bu şekilde kullanılır. Umut Vakfı'nın çağrısına kulak vermekte fayda var, bir devlet kuruluşu olarak MKE, sivillere silah satışını durdurmalı. Ve aynı şekilde sivillere silah satarak yurt savunmasına katkıda bulunduğu söylemine de son vermeli.
Nisan ayında Akdeniz Üniversitesi'ni silahla basarak olay çıkaranların cuma günü yapılan duruşmasında da MKE'nin iddialarına benzer sözler duyuldu. Kampusta öğrencilere silah doğrulttuğu görüntülerle hafızalara kazınan Ömer Ulusoy'un avukatı şöyle diyordu: "Ömer, olaylar daha da kötüye gidebilecek noktadayken ileriye götürülmemesine yol açmıştır. Güvenlik görevlilerinin yapmadığını, Ömer yetki gaspı yaparak, bu fiile neden olmuştur."
Ne mutlu ki taksitli satışlarla Ömer gibi düşünenlerin işi kolaylaşıyor. Artık bütçelerini fazla zorlamadan daha fazla insanın, toplum güvenliği için hizmet edeceğini bilmek yüreklere su serpiyor.
Referans
27 Ekim 2008
Bu hafta kurtlar vadisi pusu 45. bölüm yayınlanmayacak
26 Ekim 2008
Kurtların olduğu vadide çakmak çalmak ancak kekliğe yakışır
Kurtlar Vadisi'nin son bölümü yine izlenme açısından zirvedeydi. Heyecan da yüksek, görüntü kalitesi de tavan yapmış durumda. Artık sinema filmi gibi çekiyorlar. İskender Büyük, karakter oyunculuğunun en müthiş örneğini sergiliyor. Polat Alemdar'ı cepci olarak gördük son bölümde. Cezaevinde kendisini kontrol eden doktorun cebinden çakmak çaldı. Kaçarken kullanacağı yeraltı tünellerinde lazım olur diye... Kaçmayı planlayan bir kişinin bir çakmakla herşeyi riske atmayı göze alması komikti. Ancak çok iyi bir yankesici bunu göze alabilir. Ben de dizide sık sık kullanılan vecizelerden bir demet sunayım bari;
“Kurtların olduğu vadide çakmak çalmak ancak kekliğe yakışır”
“Kurtların olduğu vadide çakmak çalmak ancak kekliğe yakışır”
ŞEMO: ESKİ BİR DEVRİMCİ EFSANE

Kurtlar Vadisi Pusu’nun sevilen karakterlerinden Muro, örgütten ve devletten kaçarken çareyi eski yoldaşlarından Şemo’ya sığınmakta buldu.
Kendisi gibi örgütten kopan arkadaşı Şemo’yu, Çeto ve Yıldırım’a “eski bir devrimci efsane” olarak tanıştıran Muro, bu eski yoldaşı sayesinde komik maceralara atılmaya devam edecek.
Dizide “Can Can” isimli bir türkü bar işletmecisi olan Şemo’yu, sevilen oyuncu Ayberk Pekcan canlandırıyor.
İşkenceci doktor!
TÜRK insanı dizilerle gerçek yaşamı birbirinden ayırmaya başladı, daha birkaç yıl öncesine kadar dizilerde hangi meslek dalını kullansanız, sorun çıkardı, “Bizim meslekte böylesi olmaz” diye. Kurtlar Vadisi’nde bir doktor, okulda öğrendiklerini, bir insana işkence etmek için kullanıyor, Polat dayanamasa, ülkenin en önemli sırları ortalığa dökülecek, meydan İskender’e kalacak... Konu Kurtlar Vadisi olunca kimseden ses çıkmadı, çünkü herkes böyle bir doktorun Türk doktorlarını temsil etmediğini biliyordu, demek ki halkımız olgunlaşmış... Ve bu hafta yine iki konu dikkat çekti, biri Polat’ın Sefiller dizisinin Jan Valjan’ı gibi kanalizasyon tünelinde yürümesiydi, diğeri de dizinin kitaplarına bir yenisi katıldı... Kurtlar Vadisi, zaman zaman kitap gösteriyor, bunlardan bölümler okuyor, bu hafta İskender, “Erdoğan Operasyonu”nu okuyordu.
Beceriksiz kurtların sessizliği
Kurtlar Vadisi Pusu'da Memati ile Abdülhey'in beceriksizlikleri artık tahammül boyutun aştı. Geçen sezon giriştikleri tüm eylemleri başarısız kalan, ellerindeki adamları kaçıran ikili, Polat Alemdar'dan fırça üstüne fırça yemişti. Baktım, yeni sezonda da değişen bir şey yok. Memati, İskender Büyük'ü bir türlü öldüremedi. Önce silahla vurmak istedi, olmadı. Üzerine bomba bağlayıp, patlatmaya çalıştı, beceremedi. Abdülhey, asker üniforması giyip, İskender'i kaçırmak istedi ama sonuç fiyasko oldu. Neyse ki, Polat bir yolunu bulup, kaçma girişimi başlattı da "Kuzuların Sessizliği" haline gelen Kurtlar Vadisi'ne biraz hareket geldi. Bu arada iki bölümdür dikkatimi çekiyor. Polat, yanan evden kurtulmak için lavabonun alt kısmını söküp, duvara vurarak betonu delmişti. Bu kez de klozeti beton zemine vurarak, kendisine kaçacak delik açtı. Ben hayatımda böyle sağlam banyo gereçleri görmemiştim. Hani o büyük demir güllelerin yerine vincin ucuna assan, vura vura gökdelen yıkarsın! Diğer yandan, Veli Küçük ile İskender Büyük'ün davaları aynı tarihte başladı. Silivri'de izdiham var, yer yerinden oynuyor. Ama İskender'in davasının görüldüğü yerde Allah için bir tane kokoreççi bile yok!.. Duruşma salonu deseniz son derece ferah. Silivri'ye sığmayan Ergenekon duruşmalarının bu salona alınmasında büyük fayda var... Bir de şu kostüm meselesi kafamı kurcalıyor. Polat'ın ekibinde kostüm sorumlusu her kimse alnından öpmek istiyorum. Polis, asker ve sağlık görevlisi kostümleri "anında" bulunuyor. Dakikasında ambulans, 10 dakika sonrasına helikopter temin ediliyor. E Nevzat, Pürmüz ve Eren de Hakkın rahmetine kavuştuğuna göre, bu ayak işleriyle kim ilgileniyor? Sanırım Pana Film'in prodüksiyon ekibinden "gizlice" yardım alıyorlar!..
25 Ekim 2008
Kriz Kurtlar Vadisini de Vurdu ?
Kriz Kurtlar Vadisini de Vurdu ?
Diziler bir bir yayından kalkıyor, set işçisindnen oyuncusuna herkes panikte...
Ekonomik kriz, TV dünyasını da vurdu. Kanallar, dizi yapımcılarından aldıkları ücreti yüzde 30 düşürmelerini istedi. Yapımcılar, oyuncuların fiyatlarını indirdi.
Dünyayı saran ekonomik kriz, TV kanallarını da etkiledi. Büyük ümitlerle çekilen diziler birbiri ardına yayından kaldırılırken, halen yayında olanları da endişe sardı. TV dünyasında bundan sonra neler yaşanacak? Kriz en çok kimleri etkileyecek? Televizyon yöneticilerine, yapımcılara ve oyunculara krizi sorduk:
‘Tekrar’a geçebiliriz
Kanal D Genel Yayın Yönetmeni İrfan Şahin: “Kriz bizi etkilemedi diyemeyiz. Dolayısıyla masamdaki yemek çeşitleri azaldıktan, ekmek bittikten sonra kriz geldi demenin bir anlamı yok. Krizden ötürü oluşacak muhtemel senaryoya göre yapımcılardan maliyetli yapımlarda yeni düzenleme yapmalarını istiyoruz. Kriz kendini biraz daha yüksek oranda hissettirirse dizilerin tekrarlarını yayınlayacağız. Yaprak Dökümü, Binbir Gece, Küçük Kadınlar, Asi, Aşk-ı Memnu, Annem, Beyaz Show, Disko Kralı devam kriterlerine uyan projelerden.”
Oyuncuyu vurur
Yapımcı Fatih Aksoy: “Kanalların biz yapımcılardan maliyetlerimizi yüzde 30-40 oranında düşürmemizi istedikleri doğru. Dizilerdeki belli başlı birkaç oyuncu haftada 60-70 bin YTL alıyor. Bu yüzden kriz önce oyuncuyu vuracak. Yöneticiler benden düşük maliyetli programlar istiyorlar.”
Az oyuncu
Yapımcı Kerem Çatay: Kanallar bizle üç hafta önce bir kriz toplantısı yaptı, ‘yüzde 30-40 masrafları kısın’ talebi yapıldı. Bizim dizilerimizin maliyeti çok yüksek. Bu yüzden öncelikle çok kazanan oyuncuların paralarında indirimler olacak. Bu kriz bizi ve izleyiciyi bir kaç yıl geri atar. Rekabet ortamı olduğu için daha iyi işler yapılmaya başlanmıştı. Yaprak Dökümü’nde 30 karakter var. 5-6 kişinin olduğu hikayelere dönüş yaşanacak.
Jüriye az para
Yapımcı Osmantan Erkır: “Kanalın yöneticileri maliyet nedeniyle programı bitirmemi rica ettiler. Popstar Alaturka’da jüriyle görüştüm. Paralarını yüzde 30 düşürmem gerektiğini söyledim. Teklife olumlu baktılar.” Popstar Alaturka’dan Bülent Ersoy ve Orhan Gencebay 50 bin YTL, Ebru Gündeş 35 bin YTL, Armağan Çağlayan ise 25 bin YTL bölüm başına alıyordu. Bu rakamlar yüzde 30 oranında düşürüldü.
AYDA 240 BİN YTL’DEN OLDU
Oyuncu Hande Ataizi de ekonomik krizin dizi sektörünü etkilediğini söyleyerek “Başrolünde yer aldığım Ece dizisi de bu yüzden yayından kaldırılıyor” dedi. Hande Atazi, Ece dizisinden ayda 240 bin YTL kazanıyordu.
150 bin kişinin ekmek kapısı
- Dizilerde başrol oyuncuları bölüm başına 10-30 bin YTL arasında ücret alıyor.
- Maliyetin yüzde 20’sini başrol oyuncusu ya da oyunculara gidiyor.
- Diziler yaklaşık 150 bin kişiye istihdam sağlıyor.
- Bölüm başına maliyet, 500 bin YTL’ye çıkabiliyor.
- Dizide görev alanların sayısı çaycısından yönetmenine kadar 60 ile 100 kişi arasında değişiyor.
- 80 dakikalık diziye 30 dakikalık reklam alınıyor.
Yayından kaldırılanlar
SHOW TV: “Hayat Güzeldir”, “Altı Pas”, (Kurtlar Vadisi önümüzdeki hafta tekrar bölümüyle ekranda olacak. Pana Film’in kanaldan ödeme alamamasından dolayı böyle bir karar aldığı öğrenildi.)
atv: “Servet Avcısı”, “Dolu Dizgin Yıllar”, “Gurbet Kuşları”, “Gonca Karanfil”, “Elif”
KANAL D: “Düğün Şarkıcısı”, “Konuşa Konuşa”, “Cesaretin Var mı Aşka”
STAR: “Pulsar”, “Bir Varmış, Bir Yokmuş”
FOX: “Ece”
KANAL 1: “Aşkım Aşkım”, “Pınar Altuğ-Bebeğim” (Başlamadan bitti)
VATAN
Diziler bir bir yayından kalkıyor, set işçisindnen oyuncusuna herkes panikte...
Ekonomik kriz, TV dünyasını da vurdu. Kanallar, dizi yapımcılarından aldıkları ücreti yüzde 30 düşürmelerini istedi. Yapımcılar, oyuncuların fiyatlarını indirdi.
Dünyayı saran ekonomik kriz, TV kanallarını da etkiledi. Büyük ümitlerle çekilen diziler birbiri ardına yayından kaldırılırken, halen yayında olanları da endişe sardı. TV dünyasında bundan sonra neler yaşanacak? Kriz en çok kimleri etkileyecek? Televizyon yöneticilerine, yapımcılara ve oyunculara krizi sorduk:
‘Tekrar’a geçebiliriz
Kanal D Genel Yayın Yönetmeni İrfan Şahin: “Kriz bizi etkilemedi diyemeyiz. Dolayısıyla masamdaki yemek çeşitleri azaldıktan, ekmek bittikten sonra kriz geldi demenin bir anlamı yok. Krizden ötürü oluşacak muhtemel senaryoya göre yapımcılardan maliyetli yapımlarda yeni düzenleme yapmalarını istiyoruz. Kriz kendini biraz daha yüksek oranda hissettirirse dizilerin tekrarlarını yayınlayacağız. Yaprak Dökümü, Binbir Gece, Küçük Kadınlar, Asi, Aşk-ı Memnu, Annem, Beyaz Show, Disko Kralı devam kriterlerine uyan projelerden.”
Oyuncuyu vurur
Yapımcı Fatih Aksoy: “Kanalların biz yapımcılardan maliyetlerimizi yüzde 30-40 oranında düşürmemizi istedikleri doğru. Dizilerdeki belli başlı birkaç oyuncu haftada 60-70 bin YTL alıyor. Bu yüzden kriz önce oyuncuyu vuracak. Yöneticiler benden düşük maliyetli programlar istiyorlar.”
Az oyuncu
Yapımcı Kerem Çatay: Kanallar bizle üç hafta önce bir kriz toplantısı yaptı, ‘yüzde 30-40 masrafları kısın’ talebi yapıldı. Bizim dizilerimizin maliyeti çok yüksek. Bu yüzden öncelikle çok kazanan oyuncuların paralarında indirimler olacak. Bu kriz bizi ve izleyiciyi bir kaç yıl geri atar. Rekabet ortamı olduğu için daha iyi işler yapılmaya başlanmıştı. Yaprak Dökümü’nde 30 karakter var. 5-6 kişinin olduğu hikayelere dönüş yaşanacak.
Jüriye az para
Yapımcı Osmantan Erkır: “Kanalın yöneticileri maliyet nedeniyle programı bitirmemi rica ettiler. Popstar Alaturka’da jüriyle görüştüm. Paralarını yüzde 30 düşürmem gerektiğini söyledim. Teklife olumlu baktılar.” Popstar Alaturka’dan Bülent Ersoy ve Orhan Gencebay 50 bin YTL, Ebru Gündeş 35 bin YTL, Armağan Çağlayan ise 25 bin YTL bölüm başına alıyordu. Bu rakamlar yüzde 30 oranında düşürüldü.
AYDA 240 BİN YTL’DEN OLDU
Oyuncu Hande Ataizi de ekonomik krizin dizi sektörünü etkilediğini söyleyerek “Başrolünde yer aldığım Ece dizisi de bu yüzden yayından kaldırılıyor” dedi. Hande Atazi, Ece dizisinden ayda 240 bin YTL kazanıyordu.
150 bin kişinin ekmek kapısı
- Dizilerde başrol oyuncuları bölüm başına 10-30 bin YTL arasında ücret alıyor.
- Maliyetin yüzde 20’sini başrol oyuncusu ya da oyunculara gidiyor.
- Diziler yaklaşık 150 bin kişiye istihdam sağlıyor.
- Bölüm başına maliyet, 500 bin YTL’ye çıkabiliyor.
- Dizide görev alanların sayısı çaycısından yönetmenine kadar 60 ile 100 kişi arasında değişiyor.
- 80 dakikalık diziye 30 dakikalık reklam alınıyor.
Yayından kaldırılanlar
SHOW TV: “Hayat Güzeldir”, “Altı Pas”, (Kurtlar Vadisi önümüzdeki hafta tekrar bölümüyle ekranda olacak. Pana Film’in kanaldan ödeme alamamasından dolayı böyle bir karar aldığı öğrenildi.)
atv: “Servet Avcısı”, “Dolu Dizgin Yıllar”, “Gurbet Kuşları”, “Gonca Karanfil”, “Elif”
KANAL D: “Düğün Şarkıcısı”, “Konuşa Konuşa”, “Cesaretin Var mı Aşka”
STAR: “Pulsar”, “Bir Varmış, Bir Yokmuş”
FOX: “Ece”
KANAL 1: “Aşkım Aşkım”, “Pınar Altuğ-Bebeğim” (Başlamadan bitti)
VATAN
Polat'ın Rambovari kahramanlıkları
Kurtlar Vadisi eski tadından çok uzakta. Bazı sahneler izleyiciyle dalga geçer nitelikte..
Türkiye'nin en çok izlenen dizisi 'Kurtlar Vadisi Pusu'nun son bölümündeki bazı sahneler, dizinin performansını zedeler nitelikteydi.
Zaman'dan Yusuf Bülbül dizinin forum sitelerine söz konusu hataları eleştiren görüşleri yazdı.
Kurtlar Vadisi izleyicisi, haftalardır İskender Büyük'ün elinde olan Polat Alemdar'ın nasıl kurtulacağını görmek için önceki akşam televizyonun karşısına geçti.
Ancak Memati'nin Polat'ın intikamını alacağını düşünenler hayal kırıklığı yaşadı.
Polat'ın kaçmak için klozeti sökme ve betonu kırma sahnesi inandırıcılık bir yana, şaşkınlık vericiydi. Kafası matkapla delinmiş ve üç defa ilaç enjekte edilmiş Polat'ın Rambovari kahramanlıkları, Battal Gazi ve Malkoçoğlu filmlerindeki abartılı sahneleri aratmadı.
Tam kaçırıldı derken komadaki İskender'in onu tanıması, Abdülhey'in tanınacağını bile bile böyle bir girişimde bizzat rol alması ve daha neler neler...
Sonuç olarak Polat'ı kurtarma sahneleri kalite açısından izleyiciyi tatmin etmedi. Bakalım gelecek bölümlerde bu hataları unutturacak derecede başarılı sahneler görebilecek miyiz?
Türkiye'nin en çok izlenen dizisi 'Kurtlar Vadisi Pusu'nun son bölümündeki bazı sahneler, dizinin performansını zedeler nitelikteydi.
Zaman'dan Yusuf Bülbül dizinin forum sitelerine söz konusu hataları eleştiren görüşleri yazdı.
Kurtlar Vadisi izleyicisi, haftalardır İskender Büyük'ün elinde olan Polat Alemdar'ın nasıl kurtulacağını görmek için önceki akşam televizyonun karşısına geçti.
Ancak Memati'nin Polat'ın intikamını alacağını düşünenler hayal kırıklığı yaşadı.
Polat'ın kaçmak için klozeti sökme ve betonu kırma sahnesi inandırıcılık bir yana, şaşkınlık vericiydi. Kafası matkapla delinmiş ve üç defa ilaç enjekte edilmiş Polat'ın Rambovari kahramanlıkları, Battal Gazi ve Malkoçoğlu filmlerindeki abartılı sahneleri aratmadı.
Tam kaçırıldı derken komadaki İskender'in onu tanıması, Abdülhey'in tanınacağını bile bile böyle bir girişimde bizzat rol alması ve daha neler neler...
Sonuç olarak Polat'ı kurtarma sahneleri kalite açısından izleyiciyi tatmin etmedi. Bakalım gelecek bölümlerde bu hataları unutturacak derecede başarılı sahneler görebilecek miyiz?
24 Ekim 2008
Kurtlar Vadisi Pusu 23 ekim reytingleri
Nefesleri kesen 44. bölümüyle izleyicileriyle buluşan Kurtlar Vadisi Pusu, bu hafta da birinciliği kimseye kaptırmadı. İşte Polat Alemdar’ın özgürlüğe çok yaklaştığı 44. bölümün ratingleri
HEDEF KITLE : AB
NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%)
1 KURTLAR VADISI PUSU [NET] SHOW 18.00 41.20
2 ASK-I MEMNU [NET] KAND 10.30 24.10
3 ANNEM [NET] KAND 9.90 26.70
4 KURTLAR VADISI PUSU (OZET) [NET] SHOW 8.20 19.40
HEDEF KITLE : TOTAL
NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%)
1 KURTLAR VADISI PUSU [NET] SHOW 18.90 46.20
2 KURTLAR VADISI PUSU (OZET) [NET] SHOW 7.90 18.70
HEDEF KITLE : AB
NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%)
1 KURTLAR VADISI PUSU [NET] SHOW 18.00 41.20
2 ASK-I MEMNU [NET] KAND 10.30 24.10
3 ANNEM [NET] KAND 9.90 26.70
4 KURTLAR VADISI PUSU (OZET) [NET] SHOW 8.20 19.40
HEDEF KITLE : TOTAL
NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%)
1 KURTLAR VADISI PUSU [NET] SHOW 18.90 46.20
2 KURTLAR VADISI PUSU (OZET) [NET] SHOW 7.90 18.70
kurtlar vadisi pusu 45. bolum tahminleriniz
22 Ekim 2008
İskender, Erdoğan'a operasyona mı hazırlanıyor?
Fragmanda ilginç bir kare bu soruları akıllara getirdi.İskender’e bombalı saldırı yapmaya hazırlanan Memati, ekibi ayakta tutmaya çalışırken, Abdülhey ve Halo Ağa, Polat'ı kurtarabilmek için plan hazırlıyor.
Kurtlar Vadisi Pusu nefesleri kesecek 44. bölümüyle bu hafta izleyicileriyle buluşuyor. Yeni bölümün fragmanları yayınlanmaya başlarken, İskender'in elindeki kitap, dizinin giderek ilginç bir noktaya taşınacağının şimdiden habercisi gibi.
Üst başlığı Küresel Sermayenin İktidar savaşı olan “Erdoğan Operasyonu” isimli kitap dizinin aynı zamanda konsept danışmanı olan Ömer Lütfi Mete ve eski mit mensubu Mahir Kaynak tarafından yazıldı.
Kitap’ta bahsedilen konulardan bazıları
“Yeni süreçte Erdoğan ve ekibi tasfiye edilecek fakat yine bu partideki bir grup isim iktidara gelecektir. Yeni lider orduyla kavga etmeyen, eşinin başı açık ama başörtüsünü serbest bırakacak, Kürt değil ama Kürtlerle çatışmayan biri olacak…”
“Bugün iki düşman gibi görünen ABD ve Rusya perde arkasında yeni bir denge politikası kurmak için anlaştılar. Türkiye’nin bu yeni düzende hangi safta yer alacağını konuşmamız lazım. Çünkü bu yeni süreç, Türkiye’de büyük dönüşümlere sebep olacak.”
Kurtlar Vadisi’ne ne oldu böyle ?
“Kurtlar Vadisi” veya “Kurtlar Vadisi Pusu”yu yazanların nasıl öngörü sahibi olduklarını defalarca gördük.
Ergenekon” sürecinde insanları şaşırtan işler ve ilişkiler ortaya çıktıkça, “Kurtlar Vadisi Pusu” izleyicileri her seferinde “Biz bu filmi görmüştük” dedi.
“Kurtlar Vadisi Pusu”nun yaratıcıları bir kez daha müthiş öngörü sahibi olduklarını gösterdi.
Malum şu günlerde televizyon kanalları, ekonomik krizi gerekçe gösterip dizi yapımcılarından dizi fiyatlarında indirim talep etti.
Pana Film, bunu çok önceden görmüş olacak ki “Kurtlar Vadisi Pusu” gibi bir aksiyon dizisinin son bölümünü birkaç mekânda çekip ekrana getirdi.
Dizinin son bölümünün çoğu da “Polat Alemdar”ın hücresinde geçti.
“İskender”in adamları “Polat” konuşturmak içi ona habire ilaç içirtti. Onların her hücreden çıkışında da, “Polat” ilaçları ağzından çıkardı ve “İskender”in hapını yutmadığını gösterdi.
Şimdi bunu anlatmak için aynı görüntüleri defalarca tekrarlamanın bir alemi var mı?
O zaman hücreye sabit bir kamera yerleştirin, o kameranın elde ettiği görüntüleri de “Hücrede 1. Gün”, “Hücrede 2. Gün”, “Hücrede 22. Gün” diye yayınlayın.
Ayrıca “Polat” günlerdir hücre hapsinde, ama sakalları hep aynı, bir milim bile uzamıyor.
Bir hafta önce yaptırdığınız tıraşla “Polat”ın köse olmadığını gösterdiğinize göre günlerdir aynı sakal niye?
Dizinin sponsoru sıralı otogaz sistemleri satan Atiker diye “Kurtlar Vadisi Pusu”nun karakterlerine, benzinle çalışan otomobiline tüp taktırınca ekonomik olarak nasıl da rahatladığını anlatan karakterler yerleştirmeyi akıl eden senaristlerin bunları aklına getirmediklerini sanmıyorum.
Ancak “Biz yaparsak olur”la her şey olmuyor.
Şimdiye kadar defalarca yazdım, ekranda oturup izlediğim tek dizi “Kurtlar Vadisi” diye.
Ve ilk defa “Kurtlar Vadisi Pusu” beni sıktı ve uyuttu.
Pana Film, bunu maliyet düşürmek için yapıyorsa eyvallah...
Ama sebep başkaysa onu da bilelim.
“Halo”nun eşi değişti
“Kurtlar Vadisi Pusu”nun önemli karakterlerinden biri olan Sönmez Atasoy’un canlandırdığı “Halo Dayı”, sürpriz bir şekilde eş değiştirdi. Diziyi izleyenler bilir, “Halo Dayı”nın kızı yaşında bir eşi var. “Halo”nun eşi “Elvan”ı oynayan Zeynep İrem Aslan, sürpriz bir karar diziden ayrıldı. Pana Film onun yerine Esra Harmanda’yı alıp “Halo’nun eşi” yaptı.
Bilim adamlarının açıkladığına göre baypas olanların eş değişikliğine gitmesinin makul ve mantıklı sebepleri var, ama kansere yakalananlar için henüz böyle bir şey söz konusu değil. O halde hapisteyken kanser olduğu anlaşılan “Halo Dayı”nın çıkınca eşi niye değişti?
Bu değişikliğin sebebini Pana Film yetkililerine sordum, aldığım yanıt şu oldu:
“Zeynep İrem Aslan aynı zamanda bir tiyatro oyuncusu. Şu sıralar onun tiyatro çalışmaları bir hayli yoğunlaştı. Bizim çekimlerimiz de çoğunlukla sabahlara kadar sürdüğü için takvimler uyuşmadı, o yüzden ayrıldı.” “Halo’nun karısı” sürekli görünen bir rolde olsa eyvallah, ama değil.
Kızcağız 40 yılda bir görünüyordu “Kurtlar Vadisi Pusu”da... O sahnelerin çekimleri de tiyatrosuyla çakıştıysa pes doğrusu. Zeynep İrem Aslan’da da çölde ağaç bulup çarpan Bedevi şansı var
demek ki.
Ergenekon” sürecinde insanları şaşırtan işler ve ilişkiler ortaya çıktıkça, “Kurtlar Vadisi Pusu” izleyicileri her seferinde “Biz bu filmi görmüştük” dedi.
“Kurtlar Vadisi Pusu”nun yaratıcıları bir kez daha müthiş öngörü sahibi olduklarını gösterdi.
Malum şu günlerde televizyon kanalları, ekonomik krizi gerekçe gösterip dizi yapımcılarından dizi fiyatlarında indirim talep etti.
Pana Film, bunu çok önceden görmüş olacak ki “Kurtlar Vadisi Pusu” gibi bir aksiyon dizisinin son bölümünü birkaç mekânda çekip ekrana getirdi.
Dizinin son bölümünün çoğu da “Polat Alemdar”ın hücresinde geçti.
“İskender”in adamları “Polat” konuşturmak içi ona habire ilaç içirtti. Onların her hücreden çıkışında da, “Polat” ilaçları ağzından çıkardı ve “İskender”in hapını yutmadığını gösterdi.
Şimdi bunu anlatmak için aynı görüntüleri defalarca tekrarlamanın bir alemi var mı?
O zaman hücreye sabit bir kamera yerleştirin, o kameranın elde ettiği görüntüleri de “Hücrede 1. Gün”, “Hücrede 2. Gün”, “Hücrede 22. Gün” diye yayınlayın.
Ayrıca “Polat” günlerdir hücre hapsinde, ama sakalları hep aynı, bir milim bile uzamıyor.
Bir hafta önce yaptırdığınız tıraşla “Polat”ın köse olmadığını gösterdiğinize göre günlerdir aynı sakal niye?
Dizinin sponsoru sıralı otogaz sistemleri satan Atiker diye “Kurtlar Vadisi Pusu”nun karakterlerine, benzinle çalışan otomobiline tüp taktırınca ekonomik olarak nasıl da rahatladığını anlatan karakterler yerleştirmeyi akıl eden senaristlerin bunları aklına getirmediklerini sanmıyorum.
Ancak “Biz yaparsak olur”la her şey olmuyor.
Şimdiye kadar defalarca yazdım, ekranda oturup izlediğim tek dizi “Kurtlar Vadisi” diye.
Ve ilk defa “Kurtlar Vadisi Pusu” beni sıktı ve uyuttu.
Pana Film, bunu maliyet düşürmek için yapıyorsa eyvallah...
Ama sebep başkaysa onu da bilelim.
“Halo”nun eşi değişti
“Kurtlar Vadisi Pusu”nun önemli karakterlerinden biri olan Sönmez Atasoy’un canlandırdığı “Halo Dayı”, sürpriz bir şekilde eş değiştirdi. Diziyi izleyenler bilir, “Halo Dayı”nın kızı yaşında bir eşi var. “Halo”nun eşi “Elvan”ı oynayan Zeynep İrem Aslan, sürpriz bir karar diziden ayrıldı. Pana Film onun yerine Esra Harmanda’yı alıp “Halo’nun eşi” yaptı.
Bilim adamlarının açıkladığına göre baypas olanların eş değişikliğine gitmesinin makul ve mantıklı sebepleri var, ama kansere yakalananlar için henüz böyle bir şey söz konusu değil. O halde hapisteyken kanser olduğu anlaşılan “Halo Dayı”nın çıkınca eşi niye değişti?
Bu değişikliğin sebebini Pana Film yetkililerine sordum, aldığım yanıt şu oldu:
“Zeynep İrem Aslan aynı zamanda bir tiyatro oyuncusu. Şu sıralar onun tiyatro çalışmaları bir hayli yoğunlaştı. Bizim çekimlerimiz de çoğunlukla sabahlara kadar sürdüğü için takvimler uyuşmadı, o yüzden ayrıldı.” “Halo’nun karısı” sürekli görünen bir rolde olsa eyvallah, ama değil.
Kızcağız 40 yılda bir görünüyordu “Kurtlar Vadisi Pusu”da... O sahnelerin çekimleri de tiyatrosuyla çakıştıysa pes doğrusu. Zeynep İrem Aslan’da da çölde ağaç bulup çarpan Bedevi şansı var
demek ki.
21 Ekim 2008
Kurtlar vadisi pusu 44. bölüm fragmanı
İskender’e bombalı saldırı yapmaya hazırlanan Memati’yi kim durduracak? Memati’nin Polat’a ulaşmak için yaptığı yeni plan ne olacak?
Cezaevinde kendi üssünü kuran İskender’in rahatını kimler, nasıl kaçıracak? Cezaevinde çıkan isyan, kime hizmet edecek, kimin planlarını bozacak?
İskender’in adamlarının akıl almaz işkence yöntemlerine direnen Polat Alemdar, kurtulmak için nasıl bir plan yapacak? Bu plan, Polat Alemdar’ı özgürlüğüne kavuşturabilecek mi?
Tüm bu soruların cevapları ve çok daha fazlası, soluk soluğa izleyeceğiniz bir bölümle Perşembe akşamı Kurtlar Vadisi Pusu’da olacak.
20 Ekim 2008
Artık Polat'ı dimdik ve ayakta görmek istiyoruz.
Vadi'deki hayallerim yıkıldı
Haftalık Vadi yazımızı yazalım, aman boş geçmeyelim. İşin şakası bir yana Vadi, bu sezon beni hayal kırıklığına uğrattı, uğratmaya da devam ediyor. Yerlere yıkılan Polat'ın Conan misali yeri göğü inletmesini beklerken Polat bu hafta da süründü. Üstelik sadece o değil, ekran başında biz de süründük. Memati deli deli ortalarda dolaşırken -bu arada Gürkan Uygun'un deli bakışları beni ürkütüyor- Aldüley'in 'baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey, ormana' hayatı hepimizi çileden çıkardı. Tamam, plana uygun olarak belgeleri alıp ortadan toz olman gerekiyor da bu kadar da olmaz ki! Hiç mi merak etmiyorsun Polat'a ne oldu, aman efendim Memati yeniden uyuşturucuya mı sarıldı? Bence bu sezonun başında herkesin çil yavrusu gibi ortadan yok olması Vadi'nin ruhuna ters. Bir kere bu insanlar birbirinden hiçbir şekilde ayrılmazdı.
Birinin eline kıymık batsa, diğeri ortalığı ayağa kaldırırdı.
Yine konumuzun başına dönersek, iki haftalık sürünme bu seyirciye fazlasıyla yetti. Artık Polat'ı dimdik ve ayakta görmek istiyoruz.
Kıyamayız biz Polat'a... Bu arada ölümcül silahı yanlış tahmin etmişim.
Görünen o ki Polat, yatak yayıyla saldıracak düşmana. Tabii kafasını klozetten çıkartabilirse...
Nilgün K. Tahmaz
polat acaba kaçarken bant reklamlara takılıp düşer mi?

İstanbul'dan İbrahim Pehlivan'a katılmamak imkansız. Okurumuz mesajına, "Bazı TV kanallarının yaptığı reklam kuşağı aldatmacası bizi reklamlardan soğuttu." diye başlıyor.
Sözlerini, "Tüm kanallarda program arasında veya bitişinde reklam kuşağına girerken 'reklam' diye bir anons yapıyorlar. Bitiminde ise yine 'reklam' deyip bitiriyorlar. Siz izleyici olarak reklamların bitip programın kaldığı yerden devam edeceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Reklam bitiş anonsundan sonra insanı canından bezdiren tanıtım, tek reklam, bir reklam ya da advertorial adı altında bir sürü reklam yeniden başlıyor. Biz bu durumda kendimizi aldatılmış hissediyoruz ve reklamlardan iyice soğuyoruz. İnanın bir programda reklama girildiğinde hemen değiştirip başka kanala kaçıyorum. Reklam izlemekten nefret ediyorum. Bu konuyu RTÜK'e de yazdım, bilmiyorum sonuç alabilir miyim? Konuyu gündeme getirip biz izleyicileri tekrar reklamlarla barıştırabilirseniz çok sevinirim." diye bitiriyor.
Sayın okurumuz serzenişinde çok haklı. Geçtiğimiz perşembe, uzun zamandan beri beklediğimiz Kurtlar Vadisi'ni izlerken ben de aynı serzenişte bulundum, hatta dozu biraz daha artırılmış biçimde söylenmeye başladım. Filmi izlerken hiçbir uyarı işareti almadan sanki filmin bir sonraki karesiymişçesine içine gömdükleri 'Muro' filminin tanıtım fragmanını belki 15 kere izledim. Yukarıda saydığınız bütün çeşitlere ek olarak kanalın diğer dizi reklamlarını da ezberledim. Elbette televizyon kanalları reklam girdileriyle ayakta durmakta, ama bu izleyiciyi canından bezdirmek anlamına da gelmemeli. Şimdi Kurtlar Vadisi denince aklıma Polat Alemdar'ın tutulduğu cezaevinden bu reklam sıradağları arasından nasıl kurtulacağı geliyor. Acaba kaçarken bant reklamlara takılıp düşer mi, sanal reklamlarla aniden önüne çıkan objeleri görebilir mi ve daha da önemlisi biz çaresiz izleyiciler bunca engel arasından filmi izleyebilecek miyiz?
Günseli Özen Ocakoğlu
19 Ekim 2008
gıcır gıcır vidalar

"En ilgiyle seyrettiğim dizi Kurtlar Vadisi" diye kaç kez yazdım, söyledim.
Zaman zaman bazı oyuncuları fokuslayıp nasıl da iyi rol kestiklerini, başarılı olduklarını belirttim buradan. Elbette ki bunlar kişisel görüşlerimdi. Ama şimdi yazacaklarım kişisel değil kuramsal.
Memleketin en çok izlenen, dikkate alınan, para kazanıp para kazandıran bu uzun soluklu dizisinde çocukça reji, senaryo ve sanat-kostüm-aksesuar gurubu hataları yakışıksız duruyor, seyirciye ayıp oluyor.
GICIR GICIR VİDALAR
Bir çırpıda sadece birkaçını sayayım da biraz daha dikkatli olsunlar:
- Koskoca MİT yetkilisi polisteki rütbeleri bilmiyor gibi baş komisere "amirim" demez.
- Önceki duruşmada İskender'e tabancalı suikastı son anda(!) önlenen Memati 2.duruşmada camına bir etiket bir de görevli yazan karton kondu diye Adliye önüne bu kadar rahat gidip, gık edilmeden eylem başlatamaz.
- Müstahdemin ifadesiyle en az 40 gündür o hücrede kalan Polat'ın tek giysisi siyah çember yaka fanila, siyah pantolon ve pabuçlar ütüsü bile bozulmadan cillop cillop görünmez.
- Daha getirildiğinde ağzı burnu tekmelerle kırılan. İçeri her girene saldırıp bir araba sopa yiyen, kan revan içinde kalan Polat yüzünde tek bir darp izi, kaşında, gözünde, burnunda minicik bir leke olmaksızın ay parçası, ipek tenli cemaliyle ekrana gelemez.
- Hücredeki klozet ve lavabo pislikten neredeyse içine edilenlerin rengini almışken klozeti zemine rapteden yepyeni vidalar cıvatalar tellal gözü gibi parlamaz.
- Şehit evi, şehit anası-babası ve yakınları bu kadar müsamere kıvamı sunulmaz.
SAVAŞ AY
Yerdeki parça ölümcül silah olur mu?

Artık birilerini feda etmek zorundaydılar. Çünkü ikinci kez çatlak, patlak, bol alevli bir sezona başlayıp da bütün karakterleri cengaver gibi çatışmanın içinden çıkarmak pek de akıl karı değildi.
'Kurtlar Vadisi'nde bu sezon Pürmüz, Nevzat ve Eren olmayacak... Kare as'ın ise başı ve bir kolu eksik. Biri kendini dağlara vurdu, diğeri ise delirmenin eşiğinde... Vadi bu kez küllerinden doğmak için ant içmiş gibi... Çünkü Polat Alemdar, Büyük İskender'in elinde ve gerçekten fena halde. Polat'ı bu halde göreceğim ölsem aklıma gelmezdi. İlaçları aldıktan sonraki diyaloglar içler acısı... Şimdi bu gidişin dönüşü muhteşem olmalı. Zira Türkiye'deki gençlerin önemli bir bölümü kendine Polat Alemdar'ı idol edinmiş. Hepsi onun kadar güçlü ve kuvvetli olmak istiyor, cesareti de cabası... Ama Polat bu sezon sürünüyor, kötülüğün karşısında tek başına mücadele etmek durumunda; zira İskender'in elinde.
Zaten yeni sezonun ilk bölümünün sonunda yerdeki metal parçasının sesi kendine getirdi Polat'ımızı... O tıkırtı ki bize bağışladı yiğidimizi... İlaçları içmemeyi başaran Polat'ı bence o demir parçası kurtaracak... Ah onu bir eline geçirebilse... Önümüzdeki bölüm demir parçasının Polat'ın elinde nasıl bir silaha dönüştüğünü izleyecek miyiz acaba? Off, bayağı özlemişim ben Vadi'nin kral delikanlılarını...
ben profesyonel devrimciyim
medya harici bütün sektörlerden çıkıyoruz.
Kurtlar nasıl "gaza" geldi?

Malum, artık televizyondaki reklam kuşakları izlenmiyor. Pek çok televizyon izleyicisi için reklam kuşağı ya "ihtiyaç molası" ya da "diğer programa göz atma fırsatı" olarak değerlendiriliyor. Durum böyle olunca da diziler, reklamları "çaktırmadan" kendi içlerine alma yöntemine başvuruyorlar. Hatta senaryolar neredeyse "reklam metni gibi" yazılıyor. Bu konudaki son örneğe Kurtlar Vadisi: Pusu dizisinde rastladım. Polat'ın ilaçlarını veren hastabakıcı ortada hiç bir neden yokken, otomobiline nasıl tüp taktırdığını anlatmaya başladı: "Arabama tüp taktırdım. 80 yakıyordu, şimdi 40'a düştü. Artık hafta sonları Beykoz mu dersin, Şile mi dersin, Fethi Paşa Korusu mu dersin, alıyorum çocukları gezdiriyorum..." Ben "Eniştem beni niye öptü?" diye düşünürken, reklam arasında uyandım. Zira dizinin ana sponsoru bir "sıralı otogaz sistemleri" üreticisiydi!.. Gecenin vecizesi ise yine derin devletin taşeronu İskender Büyük'ten geldi: "Bu ülkede kahraman olmak için ya cephede mağrur olacaksın ya da cezaevinde mağdur olacaksın!.." Bu arada derin devlet, Polat'ı çözmek için ta İsrail'den uzman getiriyor da, hücresine bir güvenlik kamerası yerleştirmeyi akıl edemiyor. Ben buna olsa olsa "sığ devlet" derim!.. Perşembe gecesi Kurtlar Vadisi biter bitmez Siyaset Meydanı, Objektif ve 32. Gün'e göz attım. Dinlediklerimin yanında, Kurtlar Vadisi'nde konu edilenler ilkokullardaki okuma bayramı piyesi gibi kaldı!..
18 Ekim 2008
Kurtlar Vadisi'nin dehşet bilançosu

Mersin'in Tarsus ilçesi Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) Müdürü Murat Tarsuslu, çok fazla izlendiği belirtilen bir dizinin incelenen 55 bölümünde, 411 cinayet, 152 yaralama, 137 saldırı, 147 dayak, 155 tokat, 175 kavga, 110 işkence, 3 tecavüz, 191 taciz, 145 silahlı çatışmanın meydana geldiğini bildirdi.
Tarsuslu, yazılı açıklamasında, ailenin, cinsellik, neslin devamı, toplum huzuru gibi çok sayıda görevi yerine getirmenin yanında, bireyin yaşamında çok önemli yer tutan sevgi ihtiyacı, psikolojik gelişim, eğitim, kültürel değerleri kazanma gibi temel ihtiyaçlarını karşıladığı en öncelikli kurum olduğunu ifade etti.
Ailenin toplum çekirdeğini oluşturduğuna vurgu yapan Tarsuslu, bazı dizilerin ise içerikleriyle bu yapıyı bozmaya başladığını ileri sürdü.
Çok fazla izlendiği belirtilen bir dizinin 55 bölümü üzerinde yapılan bir araştırmada önemli bulguların ortaya çıktığını ifade eden Tarsuslu, incelenen 55 bölümde, ''411 cinayet, 152 yaralama, 137 saldırı, 147 dayak, 155 tokat, 175 kavga, 110 işkence, 3 tecavüz, 191 taciz, 145 silahlı çatışma''nın meydana geldiğinin belirlendiğini bildirdi.
Dizi filmlerin büyüme çağındaki çocukları gerçek dünyadan uzaklaştırarak için adeta bir ''hayal dünyası'' yarattığına dikkati çeken Tarsuslu, şunları kaydetti:
''Kitle iletişim araçlarının kişinin tutum ve davranışları üzerindeki etkileri çok güçlüdür ve bu inkar edilemez. Ancak, son zamanlarda medyadaki bazı dizilerin olumsuz etkisiyle toplumda aile kurmak ve çocuk sahibi olmak gibi değerler önemi yitiriyor. Evlenmemek, nikahsız aşk birlikteliği yaşamak, kabul edilebilir, sıradan bir yaşam tarzı olarak gösteriliyor. Okul çağındaki genç kızlar için hayatın gerçeklerinden uzaklaşıp tozpembe bir dünyada yaşamasına imkan sağlayan, arkadaşlık ilişkilerinin daha da cinsel boyutlara indirilmesini meşrulaştıran ve gençleri bu yönde bir hayat tarzını benimsemeye iten diziler var. Ergenlik çağının içerisinde bulunan gençler için şiddetin egemen olduğu, çalışarak hayatı kazanmak yerine kısa yoldan köşeyi dönmenin konu edindiği diziler mevcut.
Ailedeki problemler toplum kaynaklıdır ve bu problemler toplumun bütününü ilgilendiren ve çöküşüne sebep olabilecek hayati meselelerdir. Diziler, ölene kadar sürdürülmesi için söz verilen evliliklerin, ihanetlerle, entrikalarla yıkıldığını gösteren örneklerle dolu. Bireye ve topluma sağladığı önemli yararlarla toplumun ve bireyin vazgeçilmez ögesi olan aile, evlerimizin başköşesine oturan televizyondaki bu yayınlarla özellikle milli ve manevi değerlerden yoksun bazı dizi filmlerle dejenere oluyor.''
EDİTÖRÜN NOTU: Anadolu Ajansı'nın geçtiği haberde dizinin ismi belirtilmemiştir ancak bölüm sayısı ve olayları dikkate alındığında bu dizinin Kurtlar Vadisi olma olasılığı bir hayli yüksek.
17 Ekim 2008
16 ekim perşembe kurtlar vadisi reytingleri
kurtlar vadisi pusu 42. bölüm geçen haftaya göre reytig değerlerini artırarak zirvedeki yerini korudu.
NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%)
1 KURTLAR VADISI PUSU [NET] SHOW 16.00 40.60
2 ASK-I MEMNU [NET] KAND 11.00 26.60
3 UGUR DUNDAR''LA STAR HABER [NET] STAR 8.50 25.90
4 ANNEM [NET] KAND 7.10 18.50
5 KURTLAR VADISI PUSU (OZET) [NET] SHOW 7.00 17.10
HEDEF KITLE : TOTAL
NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%) 1 KURTLAR VADISI PUSU [NET] SHOW 17.20 45.30
2 ASK-I MEMNU [NET] KAND 8.60 20.40
3 KURTLAR VADISI PUSU (OZET) [NET] SHOW 7.40 17.90
4 UGUR DUNDAR''LA STAR HABER [NET] STAR 7.10 20.10
5 TEK TURKIYE [NET] STV 6.60 16.00
kurtlar vadisi pusu 44. bolum tahminleriniz
16 Ekim 2008
muro sinema filminin fragmanı bu akşam yayında

5 Aralık 2008’de vizyona girecek olan “Muro-Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine” filminin fragmanı ilk kez bu akşam yayında…
Kurtlar Vadisi Pusu’nun fenomen karakterlerinden Muro’nun beyazperdedeki macerasıyla ilgili görüntüler bu akşam ilk kez izleyicileriyle buluşacak. Muro filminin fragmanı ilk kez bu gece Kurtlar Vadisi Pusu’nun reklam arasında yayınlanacak
15 Ekim 2008
Ergenekon Vadisi'ne dönüşen Kurtlar Vadisi ilk kez TSK'nın koridorlarında. Polat Alemdar askerle mi mücadele edecek
Başlık lütfen sizi yanıltmasın. Mevzu bahis olan şey, Polat Alemdar’ın “vatani görevi” değil elbet. Kurtlar Vadisi’nde yaşanan büyük değişim sözkonusu olan. “Vadi”de önce mafya vardı, bitti. Gerçekte de Türkiye’de mafya çöktü! Tüm “babalar” cezaevinde. Derin devlet, terör derken yönünü arayan Kurtlar Vadisi müthiş bir çıkış yolu buldu kendine: Ergenekon davası ve son günlerin en büyük modası olan “askere dokunma” halleri…
Kurtlar Vadisi artık yeni bölümlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “mahremine” giriyor. 5.5 yıldır yayında olan dizi ilk kez askeri karargahın derin koridorlarında. Yeni sezonun ilk bölümünde 4 yıldızlı üniformalı bir general ile tanıştık. İskender Büyük’ün terfilere müdahalesine tanık olduk. “Derin işadamı”nın “Paşa” tarafından nasıl bozulduğunu gördük.
Senaristler gündemi diziye adapte etmeyi, stratejik bir misyonla bunu yapmayı ihmal etmiyorlar. “Hukukun kestiği” parmağı dizide “asker dikiyor.” İskender Büyük devletin içinde öyle bir güç kazanmış ki, cezaevinden bile elini kolunu sallayarak çıkıyor, askerler selama duruyor karşısında. Hatta Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yeni terfi döneminde kendine yakın isimlerin terfi ettirilmesi için lobi yapıyor.
Diziyi izleyenler devletin derinliklerinde büyük bir güç kazanmış olan İskender Büyük’e karşı Polat Alemdar’ın nasıl mücadele edeceğini merak ediyor. İzlediğimiz bölüm gösterdi ki, Polat Alemdar “karargaha” giriyor. Son günlerde tartışma gündeminden düşmeyen Türk ordusu da artık Polat Alemdar’ın yakın “markajında.”
Bakalım İskender Büyük ile savaşında Polat Alemdar Türk ordusuyla ilgili hangi operasyonlara imza atacak? Paşalara karşı bir temizlik harekatına mı girecek? İskender Büyük’ün Türk ordusu içindeki bağlantılarını ve faaliyetlerini mi deşifre edecek? Örgüt, sermaye çevreleri sözkonusu olunca Türk ordusuyla ilgili hangi askeri ihaleler mercek altına alınacak, ne tür mesajlar verilecek? En önemlisi paşalara suikast meselesi gündeme gelecek mi? İskender Büyük’e direnç gösteren 4 yıldızlı paşa önümüzdeki bölümde onun nasıl hain bir planıyla karşı karşıya kalacak? Derin devletin yaşadığı temizlik harekatından askerler nasıl etkilenecek, Polat Alemdar bunu nasıl yürütecek?
Dizideki tüm bu askerle ilgili detaylar size Türkiye’nin son dönemde yaşadıklarının da bir izdüşümü olduğunu göstermiyor mu? Özellikle de askerle ilgili tartışmalar. Polat Alemdar’ın golf sahasında bir paşayla, “derin mesajlar” yüklü “nutuk çektiğini” görürsek şaşırmayalım. Ama tüm bunlar dizinin artık hangi amaca hizmet ettiği ve Türkiye’de yaşanan kutuplaşma ver “taraf olma” dengelerinde nereye oturduğunun da göstergesi olacak.
Türkiye bir restorasyon sürecinde. Devlet de millet de yeniden yapılanıyor. Asker bundan nasıl etkileniyor, karargahta neler oluyor işte bunlar gerçek hayatta tam anlaşılabilmiş değil. Türk halkı baskına uğrayıp şehitler veren ordunun bir kuvvet komutanının baskına ve şehitlere rağmen golf oynamasını hala anlayabilmiş değil. Aktütün karakoluna baskın yapılacağının günler önceden belgelerle, görüntülerle bilinmesine rağmen neden önlemediğinin sırrı hiç de çözülecek gibi değil.
İşte Kurtlar Vadisi yeni dönemde bu “dikenli tarlaya” giriyor? Askere dokunuyor. Polat Alemdar karargaha giriyor, askere gidiyor! Bakalım Kurtlar Vadisi gerçek soslu hayal dünyasından komplocu zihinlere nasıl mesajlar verecek? Türkiye’nin yaşadığı değişimi Kurtlar Vadisi pratiği ile algılamaya koşullanmış izleyici, memleketi bakalım nasıl kurtaracak? En önemlisi de “Ergenekon Vadisi”ne dönüşen Kurtlar Vadisi hangi “tarafı” tutacak?
TUTKUN AKBAŞ
Kurtlar Vadisi artık yeni bölümlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “mahremine” giriyor. 5.5 yıldır yayında olan dizi ilk kez askeri karargahın derin koridorlarında. Yeni sezonun ilk bölümünde 4 yıldızlı üniformalı bir general ile tanıştık. İskender Büyük’ün terfilere müdahalesine tanık olduk. “Derin işadamı”nın “Paşa” tarafından nasıl bozulduğunu gördük.
Senaristler gündemi diziye adapte etmeyi, stratejik bir misyonla bunu yapmayı ihmal etmiyorlar. “Hukukun kestiği” parmağı dizide “asker dikiyor.” İskender Büyük devletin içinde öyle bir güç kazanmış ki, cezaevinden bile elini kolunu sallayarak çıkıyor, askerler selama duruyor karşısında. Hatta Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yeni terfi döneminde kendine yakın isimlerin terfi ettirilmesi için lobi yapıyor.
Diziyi izleyenler devletin derinliklerinde büyük bir güç kazanmış olan İskender Büyük’e karşı Polat Alemdar’ın nasıl mücadele edeceğini merak ediyor. İzlediğimiz bölüm gösterdi ki, Polat Alemdar “karargaha” giriyor. Son günlerde tartışma gündeminden düşmeyen Türk ordusu da artık Polat Alemdar’ın yakın “markajında.”
Bakalım İskender Büyük ile savaşında Polat Alemdar Türk ordusuyla ilgili hangi operasyonlara imza atacak? Paşalara karşı bir temizlik harekatına mı girecek? İskender Büyük’ün Türk ordusu içindeki bağlantılarını ve faaliyetlerini mi deşifre edecek? Örgüt, sermaye çevreleri sözkonusu olunca Türk ordusuyla ilgili hangi askeri ihaleler mercek altına alınacak, ne tür mesajlar verilecek? En önemlisi paşalara suikast meselesi gündeme gelecek mi? İskender Büyük’e direnç gösteren 4 yıldızlı paşa önümüzdeki bölümde onun nasıl hain bir planıyla karşı karşıya kalacak? Derin devletin yaşadığı temizlik harekatından askerler nasıl etkilenecek, Polat Alemdar bunu nasıl yürütecek?
Dizideki tüm bu askerle ilgili detaylar size Türkiye’nin son dönemde yaşadıklarının da bir izdüşümü olduğunu göstermiyor mu? Özellikle de askerle ilgili tartışmalar. Polat Alemdar’ın golf sahasında bir paşayla, “derin mesajlar” yüklü “nutuk çektiğini” görürsek şaşırmayalım. Ama tüm bunlar dizinin artık hangi amaca hizmet ettiği ve Türkiye’de yaşanan kutuplaşma ver “taraf olma” dengelerinde nereye oturduğunun da göstergesi olacak.
Türkiye bir restorasyon sürecinde. Devlet de millet de yeniden yapılanıyor. Asker bundan nasıl etkileniyor, karargahta neler oluyor işte bunlar gerçek hayatta tam anlaşılabilmiş değil. Türk halkı baskına uğrayıp şehitler veren ordunun bir kuvvet komutanının baskına ve şehitlere rağmen golf oynamasını hala anlayabilmiş değil. Aktütün karakoluna baskın yapılacağının günler önceden belgelerle, görüntülerle bilinmesine rağmen neden önlemediğinin sırrı hiç de çözülecek gibi değil.
İşte Kurtlar Vadisi yeni dönemde bu “dikenli tarlaya” giriyor? Askere dokunuyor. Polat Alemdar karargaha giriyor, askere gidiyor! Bakalım Kurtlar Vadisi gerçek soslu hayal dünyasından komplocu zihinlere nasıl mesajlar verecek? Türkiye’nin yaşadığı değişimi Kurtlar Vadisi pratiği ile algılamaya koşullanmış izleyici, memleketi bakalım nasıl kurtaracak? En önemlisi de “Ergenekon Vadisi”ne dönüşen Kurtlar Vadisi hangi “tarafı” tutacak?
TUTKUN AKBAŞ
Kurtlar Vadisi'nin sonunu Ergenekon mu, yoksa Ergenekon'un sonunu Kurtlar Vadisi mi belirleyecek?
Polat Alemdar'ın sonu mu geliyor?15 Ocak 2003’te ilk bölümü yayınlandığında Kurtlar Vadisi, “Bu bir mafya dizisidir” sloganıyla hayatımıza girdi. “Vadi”, uzun bir süre mafyayı anlattı. Ali estetik oldu, Polat Alemdar’a dönüştü. Gerçekte dizinin yapımcısı Raci Şaşmaz, yerini kardeşi Necati Şaşmaz’a bıraktı. Yani Ali artık Polat’tı.
Raci Şaşmaz ise artık görünmeyen kahramandı. Rollerin kaderi ona bağlıydı. Kimin ölüp, kimin yaşayacağına o karar verdi. Ve de en önemlisi Kurtlar Vadisi senaryosunu da, Türkiye’nin gündemine paralel yürütmeyi tercih etti.
Türkiye’de ne konuşuluyorsa, Kurtlar Vadisi senaristleri bundan beslendi. Kurtlar Vadisi “gerçek soslu” bir hayal dünyasının anlatımına dönüştü iyice. 2001 krizinde Başbakanlık’a bir vatandaşın yazar kasa atarak yaptığı protesto eylemi bile Kurtlar Vadisi’nde gerçek görüntülerle yerini aldı. Her ne kadar diziyi yapanlar “bu dizi bir hayal ürünüdür” dese de, izleyici ve “vadi fanatikleri” hiç de hayal gibi bakmadılar bu işe.
Dizi yayınlandığı 5.5 yıldan bu yana hayatımıza yeni bir olguyu soktu. O da “şifre kırıcılık.” Dizideki kahramanların gerçek hayattaki karşılıklarının kim olduğu üzerine eli kalem tutan vatandaş internette, gazeteciler de medyada “decoder” misyonu yüklendi, “komplo çözmek” hiç olmadığı kadar popüler oldu. Artık herkes adeta Jerry Fletcher’dı. Komplo teorisi filminde bir taksi şoförünün dünyayı kurtaran adama dönüştüğü gibi, Türkiye’de de fanatik bir Kurtlar vadisi kitlesi, olan biten her şeyi, Kurtlar Vadisi pratiğiyle yorumlama gibi bir garip alışkanlık sahibi de oldu.
Kurtlar Vadisi senaristleri de yarattıkları bu popüler dalgayı iyi yorumlama ve dizinin ömrünü daha da uzatma konusunda pragmatik yollar denemekten geri durmadılar. Diziyle Türk milleti derin devleti, mafyayı, komployu “kurşun işlemez” Polat Alemdar’la “okumaya”, “çözmeye” alıştı.
Polat Alemdar onlarca adam öldürmesine rağmen mahkemeden elini kolunu sallayarak çıkan süper kahramandı. Hukuk üstüydü, devletin “asıl sahibiydi.” Ergenekon davasına kadar Polat Alemdar “derin devletin” has adamıydı, belki de 1 numaraydı. Hep bu gözle bakıldı. Ama Ergenekon bu noktada işleri karıştırdı. Polat Alemdar Ergenekon yüzünden açığa düştü!
Mafyayı, derin devleti meşrulaştıran, sosyolojik analizlere kuramsal katkıda bulunan, mafyanın kendi arasında çatışmaya neden olan, Türk gizli servisinin istihbarat raporlarına bile geçen Kurtlar Vadisi şimdi hiç de matah bir şey olmadığı aşikar derin devlet propagandasından nasıl sıyrılacak? İşte yeni sezonun ilk bölümü aslında bu kafa karışıklığının da işaretlerini taşıyor. Bilinmeyeni “senaryo” aracılığıyla bilinen kılmak için yapılan hayal ürünü hareketler, gerçek hayatta Türk hukuku ve polisinin karanlık ilişkilerin açığa çıkarılması için çaba harcadığı Ergenekon davasıyla başka bir “hal” aldı. Artık Savcı Zekeriya Öz vardı. “Karanlıklarla mücadele kahramanlığı” misyonu, devletin savcısı olan, derin devletin izini süren Zekeriya Öz’e aitti.
İşte bu noktada Ergenekon davası Kurtlar Vadisi’nin kaderini değiştirecek bir gelişme oldu. Ergenekon’un kilit ismi Veli Küçük vadide İskender Büyük olarak karşımızda. Hele bu sezonun ilk bölümünde bu detayın altı iyice çizildi. Kim olduğu bilinmeyen İskender Büyük meğer devlete bir asker olarak görevler yapmış, üstün hizmet madalyaları almış bir askerdi! Gerçekle hayalin yine harmanlandığı bir tartışma alanına daha çekildik yeni sezonla. Kurtlar Vadisi yapımcıları kimi zaman senaryo işini öyle bir hale getirdi ki, Ergenekon davasını bile önceden gören, bilen bir diziye dönüştü. Ergenekon davasının kahramanı savcı Zekeriya Öz’ün iyi bir Polat Alemdar izleyicisi olduğu bile akıllara gelmedi değil.
Şimdi Polat Alemdar 5.5. yıldır derin devletin karanlık yollarında ölüme beraber gittiği en yakın adamlarını kaybetti. Öldüler. Memati girdiği uyuşturucu tedavisinden hala çıkamadı. Kontrol dışı hareketlerle Polat Alemdar’a zarar vermeye devam ediyor. Abdülhey ise yeni bir kurtarıcı misyon yükleniyor. O da derin devletin yetiştirdiği, Polat’ın en mutemet adamı. Dizide İskender Büyük yıkılmaz bir güç olarak karşımızda. Şifre çözmeye meraklı izleyici onu çoktan Veli Küçük olarak takip etmeye koşullandı bir kere. Ergenekon’un bir numarası hala aranırken, Kurtlar Vadisi çoktan hükmünü verdi. 1 numara İskender Büyük yani Veli Küçük.
Şimdi dizi Polat’ın Büyük’ün elinden nasıl kurtulacağına kilitlenmiş durumda. Yeni sezonun ilk bölümünün final sahnesi Polat Alemdar’ı yine “süper kahraman” olarak göreceğimizin habercisiydi. Lost’vari flashback’lerle süslenen dizide şimdi Kurtlar Vadisi senaristleri asıl şunu düşünmeli: Mafyanın içinde mafyaya karşı, derin devletin içinde derin devlete karşı savaşıp en iyi muteber mafya ya da en düzgün derin devlet mesajları yüklü Polat Alemdar şimdi hangi misyonun adamı olacak? Neye karşı savaşacak? Kime hizmet edecek? “İhtiyarlar” diye ortaya atılmış Kırmızı Kitap’ın yani bu ülkenin “gizli anayasası”nı kozmik kasada saklayanlara kafa tutan Polat Alemdar şimdi “hangi devlet” hesabına iş görecek?
Ratinglerin zirvesinden inmeyen Kurtlar Vadisi’nin aslında en büyük rakibi Ergenekon davası? Polat Alemdar’ın misyonu da Ergenekon’la beraber çatırdamış durumda. Polat Alemdar’a yeni bir misyon aranıyor? Ergenekon Kurtlar Vadisi’nin kaderini belirleyeceğe benziyor. “Vadi” Ergenekon’un kaderini belirler mi bilinmez ama Polat Alemdar’ı neo-Ergenekoncu bir misyonla ekranlarda “süper kahraman” olarak karşımızda görürsek şaşırmayalım. Çünkü o yeniden yapılanma sürecine girdi bile. Ekibe, stratejiye o kadar çok ihtiyacı var ki!
İşte bu yüzden Polat Alemdar ya hukukun “şefkatli” kanatları altına girip, sade bir vatandaş olacak, ya da yeni bir Ergenekon örgütlenmesinin şefliğine soyunacak! Kısacası devletin en derinlerinde sular kabarık, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Polat’ı da bu yüzden aslında bekleyen en büyük tehlike, yeni bir Ergenekoncu yapılanmayla hangi “meselenin” adamı olacağı…
14 Ekim 2008
kurtlar vadisi pusu 43. bolum ozeti
43.BÖLÜMÜN ÖZETİ
İskender’in bir türlü istediği bilgileri vermeyen Polat’ı konuşturmak için hazırladığı sürpriz ne olacak?
Bu sürpriz Polat’ın dilini çözecek mi? Polat Alemdar, İskender’in hücresinden kurtulmak için nasıl bir plan yapacak?
Ustası Polat’a bir türlü ulaşamayan Memati, İskender’den intikam almak için nasıl bir plan yapacak?
Hem örgütün hem de devletin peşinde olduğu Muro’yu nasıl bir macera bekliyor?
Tüm bu soruların cevapları ve çok daha fazlası, soluk soluğa izleyeceğiniz bir bölümle Perşembe akşamı Kurtlar Vadisi Pusu’da olacak.
İskender’in bir türlü istediği bilgileri vermeyen Polat’ı konuşturmak için hazırladığı sürpriz ne olacak?
Bu sürpriz Polat’ın dilini çözecek mi? Polat Alemdar, İskender’in hücresinden kurtulmak için nasıl bir plan yapacak?
Ustası Polat’a bir türlü ulaşamayan Memati, İskender’den intikam almak için nasıl bir plan yapacak?
Hem örgütün hem de devletin peşinde olduğu Muro’yu nasıl bir macera bekliyor?
Tüm bu soruların cevapları ve çok daha fazlası, soluk soluğa izleyeceğiniz bir bölümle Perşembe akşamı Kurtlar Vadisi Pusu’da olacak.
13 Ekim 2008
12 Ekim 2008
gelme oğlumu almadan gelme
işte kurtlar vadisi pusu 42. bölümün en duygusal sahnelerinden biri nazife annenin mematiden polatı bulmasını istediği sahne...
Memati:Selamunaleyküm
Nazife Anne:Oğlum nerde
Memati:Ana
Nazife Anne:Memati Oğlum Nerde Oğlumu Bul
Memati:Ana Söz Bulmadan Gelmicem
Nazife Anne:Gelme , Oğlumu Almadan Gelme Ölüsünü de Olsa Bulmadan Gelme Evlatlarıma bu Acıyı Yaşatana Acıyı Acıyı Yaşatmadan Gelme
Memati:Selamunaleyküm
Nazife Anne:Oğlum nerde
Memati:Ana
Nazife Anne:Memati Oğlum Nerde Oğlumu Bul
Memati:Ana Söz Bulmadan Gelmicem
Nazife Anne:Gelme , Oğlumu Almadan Gelme Ölüsünü de Olsa Bulmadan Gelme Evlatlarıma bu Acıyı Yaşatana Acıyı Acıyı Yaşatmadan Gelme
Polat: hatırlamıyorum
polat gerçekten bu sahneler iyi rol yapmış.İskender gerçekten çileden çıktı.
Polat:hatırlamıyorum..
İskender: eee ama artık hatırlasan iyi olur polatım, yapacak bir sürü işimiz var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















